Anasayfa » Aktüel » Analog Cihazlarımız Defterler (*)

Analog Cihazlarımız Defterler (*)

Defter satışlarında bir yükselme var. Dünya pazarında her yıl % 4-5 oranında bir artış var ki bazı üreticiler bu artışı oranının %10’nun üzerinde olduğunu belirtiyorlar.

Steve Jobs tarafından ilk kez piyasaya sürüldüğü 2010 yılında,  iPad yepyeni bir cihaz olarak çok ilgi görmüştü ve diğer üreticilerde aynı yoldan devam ettiler. Tabletin popülerliği başlangıçta çok yüksekti. Lansmanından bugüne kadar, dünya genelinde toplam bir milyar civarında tablet satıldığı düşünülüyor. Ama son yıllarda satışlar ciddi bir düşme eğilimi olduğu ve yaklaşık her yıl %15 oranında bir önceki yıla göre satışların azaldığı saptanmış durumda.

Bu azalmaya karşılık, defter satışlarında bir yükselme var. Dünya pazarında her yıl % 4-5 oranında bir artış var ki bazı üreticiler bu artışı oranının %10’nun üzerinde olduğunu belirtiyorlar. Dijital çağda defter satışında görülen bu artış ilgi çekici ve tüketici tercihlerindeki değişikliğe işaret etmesi açısından da son derece önemli. Gündelik  alışkanlıklarımız açısından bakarsak toplantılar esnasında ilgili hususları not almak için defter bulundurmak işin olmazsa olmazı gibi. Özellikle öğrenciler ve yaratıcı çalışmalarda bulunanlar için anında oluşan fikirleri hızla not alıp, daha sonra gözden geçirebilmek için defter kullanımı çok yaygın.Bununda ötesinde, seyahatleri sırasında deneyimlerini not almak isteyen seyahat tutkunları  için de defterler vazgeçilmez.

Dokunmatik Deneyim

Pek çok dijital cihaza sahip olmalarına rağmen insanlar, neden hala defter kullanmak istiyorlar?

Bu nostalji duygusuyla ilgili olmayıp, tümüyle dijital ve analog formatın farklı ihtiyaçlara cevap vermesi ile ilgili.

PM01-2017_S06_ABu konuya ,günümüzün popüler iletişim  platformlarından bloglarda da değinilmekte.Örneğin,  Blog yazarı Christan Mahler,  Notiz-blog.de  adlı blogunda bunu şu şekilde belirtmiş: ”Defterler dokunmatik bir deneyim sunuyorlar.Kalemin hareketi  ile düşünceler, anında yazılı kelimelere dönüşürler.Bu dönüşüm süreci düşüncelerinize belli bir değer , kalıcılık ve ilintili olmayı katar.Düşüncelerinizi  fiziksel bir forma dönüştürerek taşıyabilme imkanı heyecan vericidir”.Christian Mahler defterleri ayrıca kendimizi ifade etmenin bir aracı olarak  görüyor: Defterin şekli, içeriği ve yazma hızımız tümüyle bizler tarafından belirleniyor, dijital bir araç tarafından değil.

 

Moleskine

Tüketici eğilimlerindeki bu değişim,  İtalyan üretici Moleskine tarafından 90’ların sonunda fark edilmiş. Aslına bakarsanız Moleskine defterlerinin arkasında ilginç bir öykü var.Son iki yüzyıl boyunca Paris’te bir üretici siyah  kaplı defterleri üretiyor ve Paris’te  özellikle avangart yazarlar ve sanatçılar  tarafından sıklıkla ziyaret edilen bir kırtasiyecide satışa sunuyor ve çok ilgi görüyor.Bu yazarlarda biri de  İngiliz yazar Bruce Chatwin ( 1940-1989), en sevdiği defterine “moleskine” adını takıyor.Defter , o dönemde mücellitler tarafından çok kullanılan yağlı pamuklu bezden yapılmış ve deriyi andıran bir cilt bezi ile kaplıymış.Chatwin “Songlines” isimli kitabında moleskine adını verdiği defterine atıfla, 80’lerin ortalarında artık bu defterlere sahip olmanın nasıl imkansız hale geldiğinden yakınmış.Maria Sebregondi  adında bir bir girişimci bu kitabı okuyor ve  Moleskine markası bu şekilde doğuyor.Sonuç olarak  yalın, siyah, köşeleri  yuvarlatılmış  dikdörtgen formuyla, iPhone ve iPad estetiğine sahip  defter ortaya çıkmış.İlginç değil mi?

 

Geniş  Ürün Gamı

Şirketin 2015 yılında kaydettiği cirosu 128 milyon EURO , net karı ise 28 milyon EURO.Bugün Moleskine’in ürün gamı defterin çok ötesinde.Ürünler bugünkü çok mobilize olduğumuz “göçebe” hayat stilimiz  ile uyumlu olarak günlükler, eskiz defterleri, foto albüm, ajandalar, özel temaları içeren baskılar, çantalar ve kalemlere kadar genişlemiş durumda.

Moleskine şimdi de “Akıllı Yazı Seti” piyasaya sürmüş durumda, bu sette bulunan akıllı kalem ile dijital ve analok dünyayı bir araya getirmişler. Moleskine’in CEO’su Arrigo Berni : ” Dijital dünyanın  düzeltme yapabilme, yeniden oluşturma, paylaşabilme gibi avantajlarının farkındayız, bu nedenle analok ve dijital dünyayı bir bütün olarak görüyoruz” diyor. Blog yazarı Christian Mahler ise biraz daha şüpheci yaklaşıyor: ”Kulağa hoş geliyor ama bunun günlük yaşamda gerçekten ciddi bir kolaylık sağladığından şüpheliyim. Bazı insanlar için belki ama çoğunluk için hiç zannetmiyorum”. Kuşkusuz sonucu tüketiciler belirleyecek.

 

Özel Üretim  Deri Kaplı Defterler

Moleskine’in başarısı başka firmaların da iştahını kabarttı. İtalyanlar boyutları, renkleri , değişik cilt tipleri ve kişiselleştirme içerenleri ile bu pazarı çok büyüttüler.Şu anda özel tasarlanmış, deri kaplı defterlerin perakende satış fiyatı 50.- EUR’ya kadar çıkıyor.

Leuchttrum-1917’de ilk bakışta  Moleskine’den ayırt edilemeyen defterler satıyor.Ama bu kuzey Alman şirketi , daha kalın kağıt kullanarak, sayfa numarası ve içindekilerin yer aldığı  ayrı  bir tablo ekleyerek ve kişinin istediği sembolün nakşedilmesiyle ( bu isim, tarih veya  motto olabilir) klasik not defterinin çok ötesine geçtiklerini vurguluyor. Firma 100 yıl önce kurulmuş ve önceleri  kitap ciltlemesi yapmışlar sonradan albüm yapımında uzmanlaşmışlar. Albüm satışındaki azalmanın açığını kapatmak için de defter üretimine başlamışlar. Lechttrum-1917 tarafından üretilen Whitelines Link serisi ile  defterlerin yerini akıllı telefonlar ve tabletlerin almadığını, tersine bu iki dünyanın birbirini tamamlayabileceğini gözler önüne seriyor.Bir defter düşüncelerimiz yazmak için kullanılır ve  aplikasyonlar ile de dijital olarak paylaşılabilir.Whitelines serisinde sayfalar açık gri ve üzerine beyaz renkli çizgiler var.Sayfaların fotokopisi çekildiğinde veya scan edildiğinde renkler ve çizgiler  görünmez oluyor.Analok notlar, dijital olarak düzletilebiliyor,saklanabiliyor, e-mail ile gönderilebiliyor veya Dropbox, Facebook, Twitter vb platformlarda erişilebiliyor.Analok içerik bu şekilde dijital olarak paylaşılabiliyor.

 

Sınırları zorlamak

Bu eğilim prestijli Wall Street Journal (WSJ)tarafından da doğru okundu ve  değişik defterlerden oluşan  WSJ markalı bir seçkiyi piyasaya sürdü, bunlardan iki tanesi Alman üretici tarafından üretiliyor. WSJ bu defterlerin 2 ana amaca dönük olarak hazırladığını belirtiyor: Gününüzü planlamak, düşüncelerinizi düzenlemek ya da sadece kağıda  not düşmek. Aslında ürünler, tasarım, form ve değişik malzeme kullanmak yoluyla alışılmışın sınırlarını zorluyor.

Bu sadece çekici bir defter üzerine logo nakşetmekten ibaret değil, marka ve ürünü anlamak ve yaratıcıların bu duyguyu bir deftere dönüştürmesini sağlamak .Marka bu noktadan hareketle, New Yorker moda markasından, Londra’daki  lüks bir kırtasiye mağazasına, bir otomotiv  grubundan, yerel bir optik mağazasına kadar  geniş bir kullanıcı portföyüne defter tasarlıyor.Ayrıca kendi markalarının da lansmanını yapıyorlar – nuuna

Eğer tüketici tercihleri doğru okunursa , defterler, her gün kullandığımızın ötesinde , olmazsa olmazımız haline gelebilir. Pazardaki pozitif satış trendi, dünya çapında üreticilerin dijital ile olan rekabete rağmen bu alanda büyüdüklerini göstermektedir. Üstün kalite, yenilik ve dozu iyi ayarlanış pazarlama ile Defterlerin başarı öyküsü devam edecektir.

Aslında bütün bu gelişmeler tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılamak için onlara dijital veya analok dayatması yerine, bu iki formatın doğru kombinasyonları ile yaratıcı fikirler geliştirmenin ticari başarıyı da beraberinde  getirdiğini gösteriyor.

 

(*) Bu yazı Müller Martini News PANORAMA Dergisinin Spring 2017 sayısından Emel Yücel Tepecik tarafından uyarlanmıştır.

 

#MüllerMartini #Baski #Matbaa #Defter#EmelTepecik #PasifikTrading

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*