Anasayfa » Editör'ün Notları » Can Simidi İhracat
M. Akif Tatlısu, MATBAA&TEKNİK

Can Simidi İhracat

Basım Endüstrimizin içinde bulunduğu ekonomik şartlar herkesin malumu. Buna ilave edilmiş satın alma ahlakına ilişkin problemleri de ekleyerek can sıkmaya gerek yok. Özellikle ticari matbaacılıkta iç pazar sürekli değer ve seviye kaybediyor. Can simidi ise ihracat. Bunu da bu aralar o kadar çok kişiden duyuyoruz ki…

İç pazarda kurumsal satışlar noktasında söylenecek çok şey yok aslında. Burada baskı satın almaları resmi ya da gayri resmi ihale şeklinde ilerlediği için daha çok matbaacı dayanışması ya da STK’lar yardımıyla müdahale edilebilir. Nihai tüketiciye ya da aracı (hadi çantacılar diyelim) yönelik satışlarda ise problem daha büyük ve sanırım artık burada çözümü kopyalama merkezleri getiriyor.

Türkiye basım endüstrisi ihracatta aslında hiç fena durumda değil. Ama ağırlık ambalaj, etiket ve yayın alanında. Özellikle ambalajda ihracat yüz güldürmeye devam ediyor ve artış trendinde. Böyle olmasının sebebi ise ambalaj üreticisi matbaacılarımızın yüksek teknolojiye ve baskı kalitesini artırmaya yönelik yatırımlara değer vermesi. Etiket için de benzer şeyleri söyleyebiliriz. Yayın konusunda ise özellikle kitapta öyle işler yapan matbaalarımız var ki artık o basılı ürünlere kitap demek bile hata olur. Hepsi basım endüstrisinin uç örnekleri olarak nitelendirilebilir ve ayrıca bunu yapabilmek için matbaacı olmak da yetmiyor, aslına bakarsanız. Biraz daha yenilikçi (inovatif) ve sanatçı ruhlu olmak gerekiyor. Tabii teknolojinin tüm inceliklerine de vakıf olmak.

Gelelim bunların dışındaki ihracat imkânlarına. İki anlamda ihracattan bahsettiğimizi biliyorsunuz. Direkt ya da endirekt ihracat. Yani belki birçoğunuz endirekt ihracat yapıyorsunuz ihraç edilen ürünlerin basılı malzemelerini üreterek. İhracatta özellikle Çin’e nispeten daha rekabetçi olabilmek için daha uygun fiyatlar oluşturmak isteyen üreticiler adına baskı maliyetleri en fazla ihmal edilebilecek ya da açıkça söyleyelim kırpılacak kalemler olduğu için bu yol için can simidi diyemeyeceğiz. Gerçek can simidi direkt ihracat olacaktır.

Bunu yapabilmek için önce o ihracat yapılacak pazarlara bir görünmek gerekecek. Yani o ülkelerdeki fuarlarda görünmek, o ülkelerdeki satın almacılara ziyaretler yapmak, uluslararası matbaa fuarlarının bu işler için oluşturduğu özel etkinliklerde yer almak gibi işler yapmak gerekecek. Önce biraz yatırım ve tabii ardından uluslararası baskı dilini matbaanıza konuşturacak olan standardizasyon çalışmalarını tamamlamak. Çok bilineni FOGRA PSO. Bunu yapabilmek için de teknolojinizi yenilemek. Özetle biraz para harcanacak… Dijital yatırımlarını da unutmamak gerekir ki bu yatırımlar artık bunalmış matbaacıları iç pazarda da rahatlatacaktır.

İhracat söz konusu olduğunda bir önemli nokta daha var. Türkiye’de işçilikler ucuz masalına sığınarak yurt dışında da fiyat kırmak… Tıpkı fiyat kırmadan para kazanılacak yeni bir alan olan dijital baskıda yaptığımız gibi daha başından dibi görmemek lazım.

Eğer ihracat konusunda yukarıda yazılanlara katılıyorsanız kabullenmemiz gereken bir gerçek daha var ki bu daha acısı… Fason baskı için matbaa açma hastalığından kurtulmamız gerekiyor. Fason baskı yapan yeterince matbaamız var zaten… Biraz daha iyi fikirlere ihtiyaç var; eğer matbaacı olmak istiyorsak. Sanırım en önemli eksik de Meslekî Yeterlilik… Onu da taze haberlerle değerlendirmek için bir iki ay sonraya bırakalım.

Saygılarımla

 

 

 

#Matbaa #ihracat #ambalaj #Baski #TürkiyedeIhracat #Akiftatlisu