Anasayfa » Aktüel » Fotokopi’den Dijital Baskı Merkezi’ne Can Dijital Baskı ve Reklam

Fotokopi’den Dijital Baskı Merkezi’ne Can Dijital Baskı ve Reklam

Can Dijital Baskı ve Reklam A.Ş, Lidya Grup için olduğu kadar baskı sektörü için de önemli bir kuruluş. Öncelikle uzun bir geçmişe sahipler. Erdal Bey’in bilgi birikimi de bu iş için temel teşkil ediyor. Bir büyüme hikâyeleri var ve tabii günümüzün popüler konusu olan ekonomik gelişmeler paralelinde daha önceden yaşadıkları tecrübeler var. Hepsini konuştuk. Bu güzel sohbeti size aktarmadan önce Sayın Erdal ve Cenk Penbe’ye ve bize katılarak fikirleri ile sohbetimizi renklendiren Yönetim Danışmanız Rıza Başoğlu’na teşekkür ederim.

Buyrun Can Dijital Baskı ve Reklam A.Ş.’nin hikâyesine…

 

SEKTÖRÜMÜZÜN EN ÖNEMLİ OYUNCULARINDAN BİRİ  OLAN CAN, EGE’NİN BİR NUMARASIDIR. BAŞLANGIÇ NOKTASINI VE BUGÜNE GELME SERÜVENİNİ SİZDEN DİNLEYELİM.

Erdal Penbe: Aslen fotokopi teknisyeniyim  ve işe ilk olarak Transteknik’te başladım. Yıllar sonra iki arkadaş Transteknik’teki görevimizden ayrılarak bir şirket kurduk. Zamanla 2 ortak yürütemedik, çok hızlı bir karardı. Para kazanmanın en hızlı yolu, elimizdeki makine ile fotokopi çekmekti. O günden beri fotokopi alanına yıllarımızı verdik. Fotokopi işi zaman içerisinde çok değişti. Siyah beyaz fotokopi zamanla yerini renkli fotokopiye bıraktı sonrasında ise dijital hayatımıza girdi. Şimdilerde tamamen dijital reklamcı ve tabelacı gibi faaliyet gösteriyoruz. İzmir’de dört şube ve yüz personelle hizmet vermekteyiz. Bu yolculuk 28 yıllık bir serüvene dayanıyor. Dört mağazamız var. Müşteri odaklı bir anlayış benimsiyoruz. Müşterinin beklentisi ve isteğine göre hareket ediyoruz.  Bugüne kadar çok krizler gördük, hepsini atlattık. Günümüzdeki sürecin de ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyoruz.

FOTOKOPİ ALANINDA BAŞLAYIP ZAMAN İÇERİSİNDE İŞİNİZİ BU KADAR ÇEŞİTLENDİRME YÖNÜNDEKİ KARARI NASIL ALDINIZ?

Erdal Penbe: Bulunduğumuz yer, zaman ve müşteriler bizi bu noktada yönlendirdi. Önce A0 bir baskı makinesi aldık, sonrasında ozalite geçtik. Normalde önce ozalit makinası sonrasında A0 makinası alınır. Biz de bu tam tersi oldu. A0 beklentilerimizi karşılamadığı için ozalit almıştık fakat artık günümüzde ozalit de kalmadı.  Biz 28 senede, en az 28 tane yer açıp, kapattık. Zamana göre odaklanarak, pozisyon alman lazım. Bunun yanında, bazen hatalar olabiliyor ama olabildiğince hatayı minimum seviyede tutmayı amaçladık. O zamandan bu yana Xerox ile çok iyi bir yol kat ettik. Yıllardır Lidya Grup ile birlikte çalışmaktan çok mutluyuz.

Erdal Penbe

 

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE HER 7 – 8 YILDA BİR İNİŞ- ÇIKIŞ YAŞANIYOR. BÖYLE BİR EKONOMİDE İŞLETME YÖNETMEK VE YATIRIM KARARI ALMAK BİR TAKIM RİSKLER İÇERİYOR. 28 YILLIK TECRÜBENİZLE BU SÜREÇLERİ NASIL YÖNETTİNİZ? BU GİBİ DURUMLARDA ÖZEL BİR ‘B’ PLANINIZ OLDU MU?

Erdal Penbe: Biz bu süreçlere hep kötü bir şekilde yakaladık. 94 krizinde, yeni A0 Xerox makinaları ve renkli makinalar satın almıştık. Ayda on iki bin dolar ödememiz vardı. İlk işimiz bir mağaza daha açmak oldu. Yaptığımız yatırımları yeni mağazaya yerleştirdik. Ama bir ofis ile bir ayda ulaştığımız kopya sayısına iki dükkanla ulaşmak neredeyse altı ayımızı aldı. Özetle bu işler hiç kolay olmadı.

Gün geçtikçe krizle başa çıkma yolları değişiklik gösterdi. Kriz zamanında bütün kazançlarımız sıfırlandı. O dönemde iflas etmemiş olduğumuza şükrediyoruz. Belli kayıplar oldu mutlaka fakat çok iyi fiyatlara ürün satmamız bizi krizde en çok ayakta tutan etken oldu. Kârlılığımız yüksek olduğu için krizden ayakta çıkmayı başardık. Günümüzde ise kârlılık neredeyse en dip seviyede.

Rıza Başoğlu: İki önemli noktaya parmak bastınız. Biri kriz anında genellikle herkes panikle  frene basar ki bu aslında yok olmak demektir. Krize yakalandığınızda ikinci mağazayı açabilme iradesini göstermişsiniz. Bu riskten çok o gününün analizi yapılarak  verilen bir karardır. İkincisi ise nakitte kalabilmek. Siz alacaklarınıza hâkim bir şekilde nakitte kalmayı başarmışsınız. Bunu yapabilmek için nakit yaratma gücünüzün olması  gerekir. Kriz anında nakitte kaldığınızda, krizler fırsat haline gelir. Bugün de problem kâr değil, nakit varlıkları koruyabilmektir. Bankalar dâhil nakit varlıklarını döndüremiyorlar, kârlar eriyip gidiyor. O zaman maliyetleri kontrol edemiyorsunuz.

Bu dönemlerin zorlukları var tabii ki ama sonuca baktığımızda bölgede bir numara sizsiniz. Sektör verilerine baktığınız zaman Can bölgede birçok anlamda açık ara lider pozisyondadır. Ürün çeşitliliği, cirosal, ürettiği artı değerler ve marka değeri ile iyi bir noktada yer alıyor.

AÇIK ARA FARKLA PAZAR LİDERLİĞİNİ NASIL KORUYORSUNUZ?

Erdal Penbe: Bu işimize tutku ile bağlı olup, gece gündüz çalışmanın bir getirisidir. O kadar çok emek harcadık ki, yeri geldi çocuklarımızdan daha fazla iş için emek verdik. Hayatımız bu iş… Şirkette üç çocuğum da çalışıyor. Bütün yatırımızı işe yaptık. Benim mal varlığım yoktur.

Rıza Başoğlu

Rıza Başoğlu: Batan şirketler, nakit varlıklarını erittikleri  için batıyor. Pan Amerika,17 sene boyunca zarar etmesine rağmen nakit gücü nedeniyle uzun yıllar hizmet verebildi. Sonrasında kapattılar. Güney Sanayi’nin satışları ve kağıt üzerinde karları  çok iyiydi . Uzun vadeli alacakları nakit yapılarını olumsuz etkilediği için faaliyetine son vermek durumunda kaldı. Bu örnekler çoğaltılabilir.  Anlattıklarınızdan da anlaşılacağı gibi siz Can Dijital olarak buna önem vermişsiniz.

ÜÇ TİP TOP VARDIR. PLASTİK TOP DÜŞERSE TEKRAR ZIPLAR, BU CİRODUR.  CİRO DÜŞEBİLİR AMA TEKRAR ÇIKMASI KOLAYDIR. İKİNCİSİ AHŞAP TOPTUR, DÜŞERSE ÇIKMAZ, BU DA KÂRDIR. KÂRI DÜŞÜRDÜN MÜ BİR DAHA ARTIRAMAZSIN. EN KRİTİK OLAN ÜÇÜNCÜ TOP İSE CAM, DÜŞERSE PARAMPARÇA OLUR, BU DA NAKİT AKIŞIDIR. NAKİT AKIŞI ŞİRKETLERİ YA BATIRIR YA DA YÜKSELTİR. CİRO VE KÂR HAREKET EDEBİLİR. NAKİT AKIŞINI YÖNETMEK EN KRİTİK KONUDUR.

TÜRKİYE, SERBEST EKONOMİ PİYASASINA BATIYA GÖRE DAHA GEÇ GEÇMİŞTİR. BORSA AÇILIŞINI, 1986’DIR. ÜLKEMİZDEKİ EN KRİTİK KONU DA BİRİKMİŞ SERMAYEDİR. BİRİKMİŞ SERMAYENİN ARTIŞI İLE ÜLKE BÜYÜYEBİLMEKTEDİR.

BU KADAR GENİŞ ÜRÜN YELPAZESİNE, BU KADAR FAZLA ŞUBEYE VE ÇOK FAZLA PERSONELE SAHİP OLMANIN FORMÜLÜ NEDİR?

Erdal Penbe: Zamana ayak uydurmak lazım. 1995 yılında Hürriyet Gazetesi’sin arkasına bir yer açmıştım, herkes burada ne işin var, tenha bir yer demişti. Ama o dönemde biz çok güzel iş yaptık çünkü müşterinin ayağına hizmet veriyorduk. Motorlu elemanlar ürünleri müşterinin ayağına kadar götürüyordu, o dönemde telefon olmadığı için telsiz kullanıyorduk. 2001 krizinde oradan taşındık. Daha merkezî bir yerde olmamız lazımdı.  Zamana göre iyi analiz edip, karar vererek bunu eyleme dönüştürdük.

 

XEROX İLE 2002 DE BAŞLAYAN DENEYİM, BUGÜNLERE KADAR GELDİ. BU ARADA, LİDYA’NIN CAN İLE TANIŞMASI 2008 YILINA DAYANIYOR. O ZAMANDAN BU YANA, CAN İLE ÇALIŞIYORUZ. LİDYA İLE YAPTIĞINIZ ÇALIŞMA NEDİR?

Erdal Penbe: Biz ilk tanıştığımızda en büyük sıkıntı bayi kanalıydı. Daha önce  bayilerle iş yapmaktan çok çekindik ve bunun çok da zararını gördük. Özellikle teknik servis problemleri dolayısıyla. Ben teknisyen olmama rağmen biz Türkiye’de ilk copy kit ile makine kullanan firmaydık. Bu bilinçteydik, makinelerin baskı kalitesinin bozulmaması için böyle yaptık. Kaliteden taviz vermemek için çok ucuza daha kötü baskılar isteyen bir müşterimizi kaybettik, mesela.. Biz güçlü bayilerden yanayız. Bize hizmet veren bayi ne kadar güçlü olursa, biz o kadar varız.

Cenk Penbe: 2008 yılında Lidya Grup’un İzmir Bölgesi’ne gelmesiyle, hizmet kalitesine ek olarak daha fazla yatırımı Lidya nedeniyle Xerox ile sürdürdük. Şuan için de memnunuz, yaşadığımız krizleri hızlı şekilde çözüyoruz ve yatırımlara devam ediyoruz.

SEKTÖRÜN TEKNOLOJİK ANLAMDA GİDİŞATINDA ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE, FARKLI BİR YAKLAŞIM YA DA ÜRÜN BAZINDA GELECEKTEKİ 3 İLA 5 YILI DEĞERLENDİRİRSENİZ GİDİŞATI NASIL ÖN GÖRÜYORSUNUZ?

Erdal Penbe: Türkiye’nin önü açıktır. Çok iş yeri ve marka var. No name markalar da çok fazla ve müşterinin ne istediği noktasında bilinçli değillerdir. Armut ile armut değil, elma ile armut kıyaslanıyor. Bu da bizim hoşumuza giden bir durum değil ancak denemeden de öğrenilemiyor maalesef. Müşteri bize bir iş yaptırıyor, ancak ondan daha ucuzunu ve tabi olarak kötüsünü başka bir yerde yaptırınca farkı anlayabiliyor. Her gün yeni bir trend çıkıyor, amacımız bu yeniliklere daima ayak uydurmaktır. Gelecek vaat eden bir iş yapıyoruz, bu nedenle de umutluyum.

Biz işimizi daima iyi yapmak adına ilerlediğimiz için, hedefimiz sadece Türkiye’de veya Ege Bölgesi’nde en iyisi olmak değildir. Bizim hedefimiz, işimizi en iyi yaparak, müşteriye en iyi hizmet vermektir İşimizi doğru şekilde yapmaya çalışıyoruz. Biz kendimizi değil, bizi başkaları takdir etmelidir.

 

Rıza Başoğlu: Sizin başka bir misyonunuz var. Gerek organizasyon yapısı, gerek yatırım süreçleri ve teknolojiyi takip etme, kendi içerisindeki iş bölümünde bir rol modelsiniz. Büyüyebilirsiniz, para da kazanabilirsiniz ama rol model olmak başka özellikler ister. Finansmanı iyi yönetmek, organizasyonu iyi tutmak, herkesten farklı işler yapıp, her devrede ayakta kalmak ve bu arada da tüm badirelere rağmen büyümek ve bölgenizde bir numaraya oturmak gerçekten bir modellik gerektiriyor. Biraz önce söylediğiniz “28 tane yer açtım” cümlesi yapılan hataların tecrübeyi ve değişimi getirdiğinin işareti.  Hata yapmayınca gelişme olmuyor.

ELEKTRONİK TİCARET İLE İLGİLİ BİR TAKIM YATIRIMLARINIZ VAR. ORADAKİ BEKLENTİLERİNİZ NEDİR?

Cenk Penbe: E-ticarette bizim kulvarlarımızdan biri olan kırtasiyede yaklaşık olarak 5 senedir kalem ve kırtasiye alanında hizmet veriyoruz. hemen.com.tr diye bir sitemiz mevcut. Baskı olarak, 2,5 yıldır bir Ar-Ge çalışması yapıyoruz. Yazılım, web sitesinin işleyişi, üretim ya da sipariş konusunda olsun çeşitli analizler yapıldı.  Şuanda da piyasa da, baskı konusunda e-ticaret siteleri var. Biz kendi projemizi teklif alma sitesi olarak yayına soktuk, onun altyapısını oluşturduk. Biz şuan müşteri analizi yapıyoruz. Müşteri analizinden sonra ne yönde ilerleyeceğimize karar vereceğiz. Şu an sitemiz yayındadır. Sadece teklif alabilirsiniz. Anlık olarak fiyatı görüntülemiyorsunuz ve ödeme yapamıyorsunuz. Bunu bilinçli olarak bekletiyoruz ve dediğim gibi müşteri analizi yapıp ilerlemeyi planlıyoruz. İnternetteki en önemli unsur fiyat ve hizmettir. Yanlış bir şey yaptığınızda müşterinin gözünde hemen kötü olabilirsiniz. İnternette fiyat politikasını iyi belirlemek lazım. O nedenle biraz analiz yaparak ona göre bir yol haritası belirleyeceğiz.

Cenk Penbe

CAN’IN MARKALAŞMA SÜRECİNDE DE ÇOK CİDDİ YOL KAT ETİĞİNİ GÖRÜYORUZ. REKABETTE ELİNİZİ EN ÇOK GÜÇLENDİREN KONU MARKALAŞMA SÜRECİDİR. MERDİVEN ALTI REKABETE KARŞI MARKALAŞMA SÜRECİNE DAİR YAPTIKLARINIZ VE BUNDAN SONRAKİ SÜREÇTE YAPACAKLARINIZ NELERDİR?

Erdal Penbe: Biz bunun için özel bir şey yapmıyoruz. Çalışma biçimimiz ne ise o şekilde ilerliyoruz. Biz müşteriyi kaybetsek bile, bu baskı ve kaliteden dolayı olmaz. Bunun altında ödeme problemi gibi farklı sebepler vardır. Herkes makine ile araba alırken, ben arabamı satıp A sınıf bir makine aldım. İşini ne kadar iyi yaparsan, marka yere daha sağlam adımlarla basıyor.

Cenk Penbe: Fiyatta rekabet edebildiğimiz tek nokta marka olmamızdır. Bütün farklılığımızı orada gösteriyoruz.

FOTOKOPİ OLARAK BAŞLADINIZ AMA ZAMAN İÇERİSİNDE FOTOKOPİ MAKİNALARI DİJİTALLEŞTİ. DİJİTALLEŞME İÇERİSİNDE AÇIK HAVA REKLAMCILIĞI DA VAR. EN KRİTİK OLAN İSE DİJİTAL İLE OFSETİ BAZEN TAMAMLAYICI BAZEN DE KARŞILAŞTIRICI BİR KISTASI OLMASIDIR. BU NOKTADA CAN’IN POZİSYONU NEDİR? BİR DİJİTALCİ OLARAK OFSET İLE NASIL KARŞILAŞIYORSUNUZ? BU DURUMU NASIL KULLANIYORSUNUZ YA DA NASIL REKABET EDİYORSUNUZ? MESELA BASKI İÇİN OFSET MÜŞTERİSİ SİZE GELİYOR MU?

Erdal Penbe: Biz çözüm odaklıyız. Müşterimizin işine göre hareket ediyoruz. Ofset de kaçınılmazdır, dijital de kaçınılmazdır. İşin adedi, zamanı ve müşterinin isteğine göre müşteriye çözüm sunuyoruz. Önemli olan müşterinin isteklerine cevap verebilmektir.

TİRAJ KONUSUNDA BİR EŞİK VAR MIDIR?

Erdal Penbe: Normalde olması gereken doğru fiyatlandırmada eşik rakam bin kopyadır. Bundan on sene önce, bu işin daha rekabetçi olmadığı zamanda biz İzmir’de üç renkli fotokopi çeken firmadan biriydik. Bunların zamanla çoğalacağını ve daha rekabetçi olacağını biliyorduk. Şimdi ise 100 kopyayı dahi ofset basabilen matbaalar görüyoruz. İspanya’da hem ofset baskı hem dijital baskının olduğu büyük bir matbaaya gitmiştik. Kaç kopyaya kadar dijital kaç kopyadan sonra ofset baskı yaptıklarını sorduk. On bin kopyaya kadar dijital, üzerindeki tirajlarda ofset baskı yapıyoruz dediler. Avrupa’da, bu kadar çok matbaacı yok, olanlarda dijitali de kendi bünyelerinde çözdükleri için bu tür hesaplar çok da geçerli değil. Dijitalin kalitesinin ofsete göre iyi olmadığını söylüyorlar, ben ise bunun tam tersini savunuyorum. Dijitalin kalitesi matbaadan çok daha olacaktır.

SON 10-15 YILA BAKTIĞIMIZDA OFSET VE DİJİTALİ KARŞILAŞTIRDIĞINIZDA BU SÜRE İÇERİSİNDE ASLINDA OFSETİN ÜRETİM VE BİRİM MALİYETLERİNDE ÇOK CİDDİ BİR DÜŞÜŞ YAŞANMADI. FAKAT DİJİTALDE YAKLAŞIK ÜÇTE BİRE DÜŞTÜ. BU SÜREÇ SİZİ NASIL ETKİLEDİ?

Erdal Penbe: Dijitalde birim maliyetlerin düşmesi bizim için olumlu bir gelişmedir. Yaklaşık yirmi sene önce de söylemiştim; dijitalin birim maliyetinin daha da düşeceğine inanıyorum. Biz iGen yatırımı yaparken bu ikilemi yaşamış ofset ile iGen arasında kalmıştık ve tercihimizi dijitalden yana kullanmıştık. Bugün doğru yaptığımızı biliyoruz.

Erdal Penbe, Cenk Penbe

AİLE ŞİRKETLERİNDE ÇOCUKLAR İŞE DÂHİL OLDUKTAN SONRA GENELLİKLE GELEN YENİ NESİL ÖNCELİKLE BİR YATIRIM YAPMAK İSTER. BU BİR MAKİNE YATIRIMI OLABİLİR YA DA BİR ŞEYLERİ GELİŞTİRMEK VE DEĞİŞTİRMEK İSTER. SİZ DE BU DURUM YAŞANDI MI YA DA YAŞANACAK MIDIR?

Can Dijital Baskı Reklam AŞ Erdal Penbe: Çocukların bakış açısı bizden daha farklı. Zamana daha iyi adapte oluyorlar. Ben zamanın gerisinde kaldığımı hissediyorum. Çocuğum yanlış da yapabilir ki biz de zamanında yanlış yaptık. Bunları engellememek lazım. Ben eskiden makine alalım diyordum. Onlar ise daha farklı düşünüyorlar, doğru da düşünüyorlar.

Cenk Penbe: İşi geliştirmek anlamında, projelerimizin çoğunu hayata geçirdik. İzmir’de markalaşmış olan aile şirketimiz, yaklaşık olarak 4 ila 5 senedir, kurumsallaşma alanında profesyonelleşti. Daha sistematik bir şekilde ilerleyerek net görev tanımları yapıldı. Dikey büyüme noktasında çalışmalarımız devam ediyor. Geçen sene, bu senenin de biraz sıkıntılı olacağını düşünerek yatırım anlamında frene bastık. Kendi ayaklarımız üzerinde devam edelim dedik. Yönetim ayağında son birkaç yıldır bu strateji doğrultusunda hareket ediyoruz.

İş geliştirme olarak, internetin üzerine yoğunlaştık. Zor bir sektörümüz var. Al-sat değil, tasarıma dayalı bir iş yaptığımız için yunik üret ve sat gibi tüm unsurları bir bütün olarak ele alarak bu alanda çalışmalar yapıyoruz.  Bunun haricinde reklam tarafını da geliştirdik. Baskının yanında açık hava reklamcılığında baya bir yol kat ettik.

REKLAM TARAFINDA YATIRIM TERCİHLERİNİZİ NASIL ŞEKİLLENDİRDİNİZ?

Cenk Penbe: Lidya açık hava reklamcılığına biraz geç girdi. Biz ise yatırımlarının çoğunu Lidya’dan önce tamamlamıştık. Biraz zamanlama açısından bir gecikme olduğu için bu alanda Lidya ile çalışamadık. Önümüzdeki dönemde açık hava reklamcılıkta Lidya müşterisi olma potansiyelimiz var.

BİZ ERDAL ABİ İLE SADECE İŞ ORTAĞI DEĞİLİZ AYNI ZAMANDA BİR ARKADAŞLIĞIMIZ VAR. BİRBİRİMİZİN FİKİRLERİNE ÖNEM VERİRİZ VE BİRBİRİMİZLE PAYLAŞIRIZ.  LİDYA GRUP’UN REKLAM SEKTÖRÜNE GİRMESİNDE, ERDAL ABİ’NİN TAVSİYELERİ ÇOK TEŞVİK EDİCİ OLMUŞTUR, BU ANLAMDA BİZİ YÖNLENDİRDİ. HATTA İTİCİ BİR GÜÇ OLARAK BİZE BU KONUDA GÜÇ VERMİŞTİR. AÇIK HAVA REKLAMCILIĞINDA LİDYA’YA İHTİYAÇ OLDUĞUNU BİZE HİSSETTİRMİŞTİR. BU NEDENLE DE ERDAL ABİ’YE TEŞEKKÜR EDERİZ.  LİDYA’NIN BU ALANA GİRMESİNDE, CAN DİJİTAL BASKI VE ERDAL ABİ’NİN ROLÜ BÜYÜKTÜR…

BUGÜN İÇİN BU KEYİFLİ SOHBETTEN DOLAYI DA SİZE TEŞEKKÜR EDERİM.

Erdal Penbe: Biz de çok keyif aldık. Sizinle birlikte bir şeyler yapmayı seviyoruz, bugün de röportaj yaptık. Zevkle okunacağından eminim. Teşekkür ederim.

 

#LidyaGrup #BekirOz #CanDijital #ErdalPenbe #CenkPenbe #Xerox #Roportaj #DijitalBaski #BirMatbaaTeknikVar