Anasayfa » Aktüel » Gabriel Pantelimon ile Soru Cevap

Gabriel Pantelimon ile Soru Cevap

“Benim gözde ürünümü soruyorsunuz ama benim böyle bir ürünüm veya bir odak noktam yok. Bütün bir portföye sahip olmalıyız. Bunun sebebi de, bir müşteri geldiğinde ve Xerox ile bir ilişki veya bir görüşme içinde olduğunda şunu söyleyebilmek için bu portföyün hazır bulunması gerekiyor: “Evet, sizin uygulamanız şu. Bence bu toner bazlı veya bu mürekkep püskürtmeli makine sizin ihtiyaçlarınıza daha uygun.” Yine sizin söylediğinize dönüyoruz. Bu Xerox ve geniş portföyünün avantajlı yanlarından biri.”

Geçtiğimiz ay Xerox Türkiye yeni Genel Müdürü Gabriel Pantelimon’u ziyaret ettik. Pantelimon, Türkiye pazarı hakkındaki görüş, plan ve hedeflerini dergimize anlattı.

MATBAA&TEKNİK: Öncelikle iş stratejiniz, ana hedefiniz ve Türkiye pazarı hakkındaki fikirlerinizi öğrenebilir miyiz?

Gabriel Pantelimon: Öncelikle Türkiye’de olduğum için çok mutluyum. Geçen ay, Xerox Tüdkiye’nin başına gelişimin pazar fırsatları açısından kişisel olarak benim için bir terfi olduğunu belirtmiştim. Ben, 20 milyon nüfusa sahip bir ülke olan Romanya’dan geliyorum, Türkiye’nin nüfusu ise 80 milyon. Yani, pazar ekseninden bakarsak, bu pazar hacmi benim için açıkçası bir üst basamak. Stratejim, yerel pazarın bazı özel durumları haricinde şirket stratejisinden farklı olmayacak. Türkiye’de geçirdiğim bir ay sonrasında hâlâ bir değerlendirme aşamasındayım. Fakat temel hedefimizi stratejiye uyguladığımızda izleyeceğimiz yol; pazar büyüklüğünde ve pazar potansiyelinde performans göstermek. Bu yüzden, bence burada hâlâ fırsat bolluğu içindeyiz. Pazarda ve baskı sektörünün kilit firmaları arasında önemli bir yere sahibiz ve elimizde epey fırsat var. Sonuç olarak, pazardaki varlığımızı artırmalı ve baskı pazarında daha fazla paya sahip olmalıyız. Xerox, Türkiye’yi çok önemli bir pazar olarak görüyor ve gelecekte buradaki hedeflerimize ulaşmak için çok fazla kaynak kullanacak.

 

MATBAA&TEKNİK: Geçen ay müşteri veya pazarı ziyareti için fırsat bulabildiniz mi?

Gabriel Pantelimon: İlk olarak, iş ortaklarımızı ziyaret ettim. Bildiğiniz üzere, Xerox’un yalnızca Türkiye için değil, genel olarak bir bakıma karma bir stratejisi var. Ayrıca, her ülkede en üst düzey işletmelere hitap eden doğrudan bir sistemle çalışıyoruz, çünkü işletmeler/şirketler için yönetim hizmetleri, ofis hizmetleri, dijital hizmetler, genel veya yazım görselleştirmesi, dönüştürme gibi özel hizmetlerimiz var. İletişim hizmetlerimiz var. Geniş ölçekli fırsat ve projeleri yürütmek için doğrudan satış ekibimiz, ön satış ekiplerimiz, analistlerimiz ile bu tür hizmetleri şirketlere sunuyoruz. Ancak diğer yandan, Türkiye’yi yurt genelinde kapsayan bir ortaklar ağı üzerinden, dolaylı bir model aracılığıyla pazarın geri kalanına ulaşıyoruz. Bu yüzden ortakların ve dağıtımcıların çoğunu ziyaret etmiş durumdayım ve bir sonraki aşamada müşterilerle görüşeceğim.

MATBAA&TEKNİK: Türkiye pazarının mevcut durumu hakkındaki ilk görüşleriniz nedir?

Gabriel Pantelimon: İlk intibam pazarın büyüklüğüne dair. Şu an için kolay bir pazar olmadığını söyleyebilirim. Pazarın boyutu dolayısıyla bir rekabet söz konusu. Doğal olarak herkes bu kalabalık pazardan bir pay almak istiyor ve kimse pazardan çekilmiyor. Bu nedenle cesur adımlar atmak ya da çok büyük bir yeni pazar payı elde etmek kolay değil çünkü herkes çok dinamik ve uyum sağlamaya çalışıyor. Bizim amacımız da tam olarak bunu yapmak. Gelecekte daha dinamik olmak ve varlığımızı ve pazardaki payımızı artırmak. Mikroekonomi şu an için engellerle dolu gibi görünse de pazar büyüyor. Yüksek sayılarla veya çift haneli rakamlarla olmasa da büyüyor. Bu da olumlu bir durum. Ayrıca baskı endüstrisinin üretim alanında pek olmasa da ofis alanında da büyüme görüyoruz. Zaman zaman mikroekonomik durumlardan kaynaklanan ortamlar oluşabilir. Pazar hareketsiz olabilir fakat duruma orta ve uzun vadede bakmalıyız. Bence pazar, orta ve uzun vadede iyi seviyelerde olmaya ve büyümeye devam edecektir.

MATBAA&TEKNİK: Sizce bu, ekonomik durumumuzla mı yoksa rekabetle mi alakalı?

Gabriel Pantelimon: Bence her şey birbiriyle bağlantılı. Ekonomik durum hakkında çok fazla yorum yapamam. Gördüğüm kadarıyla herkesin dikkati döviz kurları ve enflasyon üzerinde. Fakat tekrar söylüyorum, iş adamlarının orta ve uzun vadede beklediği üzere bu durum bir noktada yatışacaktır. Bunun sonsuza kadar devam etmesi mümkün değil. Bence mikroekonomi zamanla bir noktada durulacaktır. Pazarın boyutu sebebiyle rekabetten de bahsetmiştim fakat benim çalışma alışkanlığım rekabete odaklanmamak veya dikkatimi sadece rekabete vererek çalışmamak. Her zaman rakiplerimiz olacak ve onlara iyi şanslar dileriz. Büyük bir pazarda herkese yer vardır. Bizim dikkatimiz öncelikli olarak müşteri üzerinde olmalı ve çevre dinamiğinin, müşteri ihtiyaçlarını ve davranışlarını nasıl değiştirdiğini görmemiz gerek. Bu yüzden, uyum sağlamak ve hızlı davranarak değişen müşteri ihtiyaçlarına cevap vermek için ya yukarıda belirttiğim gibi doğrudan, ya da iş ortaklarımız üzerinden müşterilerimizle oldukça yakın irtibatta kalırız. Bu arada, bu dönemde teknolojik açıdan her şeyin değiştiğini çok net görebiliyoruz. Her gün bir şeyler değişiyor. Bu duruma ayak uydurabilmek için çok daha dinamik olmak zorundayız. Özellikle daha fazla büyümek istiyorsak.

MATBAA&TEKNİK: Xerox çok geniş ve harika bir ürün portföyüne sahip. Bu yüzden Türkiye’de Xerox için iki yol görüyorum. Birincisi yüksek hacimli yazıcılar, ikincisi ise 100 ppm altındaki yazıcılar. Sizin için kişisel olarak hangisi daha önemli? Önceliğiniz hangi alanda olacak? Ofis baskıları ya da grafik baskılar?

Gabriel Pantelimon: Xerox portföyü açısından özel tercihlerim yok. Ayrıca daha önce de bahsettiğim gibi biz, ilk olarak müşterinin isteğine bakarız. Müşterinin segmentini belirlemek bizim için önemli ve ev kullanıcıları, küçük ve orta ölçekli işletmeler, kurumsal ve girişimci işletmeler gibi farklı müşteri segmentlerinin olduğu açıkça görülüyor. Bu yüzden böyle büyük bir portföy sahibi olmanın iyi tarafı, bu büyük müşterilerin tüm farklı ihtiyaçlarına cevap verebilmenizdir. Bunlara bir de sağladığımız hizmetleri eklersek Xerox’un böyle bir portföye sahip olması büyük bir avantaj. Bu nedenle, ürünlerimizle ilgili herhangi bir tercih yapmaktan yana değilim. Bu şekilde hareket etmek bizim stratejimizin bir parçası. Küçük ve orta boy işletmelerden konuşacak olursak; bazı yazılımlarımız olabilir, bazı yazıcılarımız olabilir, bazı çok fonksiyonlu donanımlarımız olabilir. Kopyalama merkezlerini küçük ve orta boy işletmeler olarak sınıflandırabilirim. Bu işletmelerin kullanabileceği yüksek üretim hacmine sahip makinelerimiz var. Bu yüzden gözde ürün veya portföy diye bir durum söz konusu değil. Dediğiniz doğru, büyük bir portföye sahibiz. Bu da farklı müşteri segmentlerinin farklı ihtiyaçlarına cevap vermek için bir avantaj.

Daha önce söylediğim gibi, ben bir teknisyenden çok bir iş adamıyım. Bununla birlikte Örnek olarak kitap üretimi hakkında konuşursak, bazen mürekkep püskürtmeli teknolojinin, daha yüksek hacimlerdeki işlemler ve bu tür uygulamalar için daha uygun olduğunu görebiliriz. Örneğin bu gibi durumlarda mürekkep püskürtmeli teknoloji daha çok kullanılmakta. Bildiğiniz gibi Xerox’un da yatırım yaptığı bu teknolojiyi insanlar daha çok görmek istiyor. Belki de Fransız firması Impica’nın satın alımını hatırlıyorsunuz, yani bu bir yatırım ve Xerox’un da inandığı bir alan. Bu yüzden Türkiye’de daha fazla faaliyet görmek istiyoruz. Yine de bu büyük bir makine, daha karmaşık bir makine, daha pahalı bir makine. Bu da konuyu mikroekonomiye geri getiriyor. Bu tip makineleri teklif etmek ve satmak için iyi bir dönem değil, ancak iyi olan, bazılarının daha renk yoğunluklu uygulamalara göre renk açısından iyi olduğu toner bazlı makinelere sahip olmamız.

Benim gözde ürünümü soruyorsunuz ama benim böyle bir ürünüm veya bir odak noktam yok. Bütün bir portföye sahip olmalıyız. Bunun sebebi de, bir müşteri geldiğinde ve Xerox ile bir ilişki veya bir görüşme içinde olduğunda şunu söyleyebilmek için bu portföyün hazır bulunması gerekiyor: “Evet, sizin uygulamanız şu. Bence bu toner bazlı veya bu mürekkep püskürtmeli makine sizin ihtiyaçlarınıza daha uygun.” Yine sizin söylediğinize dönüyoruz. Bu Xerox ve geniş portföyünün avantajlı yanlarından biri.

MATBAA&TEKNİK: Xerox’un diğer üreticiler arasındaki pozisyonu nedir?

Gabriel Pantelimon: Beni rekabete sokmaya çalışıyorsunuz… Fakat yine söyleyeyim; gerçekten ve samimi olarak belirtmeliyim ki bu şekilde çalışmalıyız. Rekabetten çok müşteriye ve müşterinin ihtiyaçlarına odaklanmalıyız. Bence normal ve sağlıklı olan strateji bu. Rekabete odaklanırsanız anlamak, dinlemek ve değişiklikleri görmek için çok vaktiniz olmaz. Rekabet zaten var. Görmemiz gereken ise müşteri düzeyinde değer önermesindeki rekabet olmalı. Rekabet olmayacak diye bir beklentimiz yok ve bu sağlıklı olmaz. Fakat daha çok müşteri ihtiyaçları üzerine odaklanmalıyız. Ayrıca evet, gözde ürünlerim olduğunu söylemiyorum fakat pazar açık bir şekilde bir yönde ilerliyor, doğru. Renk pazarı büyüyor. Üretim de olsa ofis de olsa mikroekonomi yüzünden bazen geri dönüşler olabiliyor. Bunu kısa vadede beklemiyoruz fakat orta ve uzun vadede gidilen yön açıkça bu. Yani gelecekte bir noktada her şey renkli olacak. Bu karşılaştırmayı siyah beyaz ve renkli televizyonlar üzerinden yapmayı severiz. Başlangıçta yalnızca siyah beyaz televizyonlar vardı fakat şu an hepsi renkli. Bu yüzden gelecekte tüm uygulamaların renkliye doğru, optimizasyona doğru kaydığını göreceğiz. 2008 ve 2009 yıllarında bu süreci bir şekilde yavaşlatan ekonomik krizler oldu fakat bence yine renkliye doğru ilerlemeye başladık. Gördüğünüz gibi Xerox’un yatırımları da sizin söylediklerinizi yapıyor.

Mesela Iridesse Production Press, yeni duyuruldu, geleceği bu yönde gördüğümüz açık. Güzel olan ise rakiplerimizden tamamen farklı yönde bir şey piyasaya sürüyor olmamız. Benden rekabet hakkında konuşmamı istediniz fakat ben fark oluşturmaktan bahsediyorum değil mi? Bence şu anda Iridesse  ile emsalsiz bir durumdayız. Iridesse altı renk basabiliyor. Bu renklerden ikisi, altın ve gümüş olabilir ve bu hizmet büroları, kopya merkezleri, reklam ajansları için, pazar ihtiyacı ve yapılabilecek farklı uygulamalar için büyük bir avantaj. Fakat tabii ki bazı hacimli uygulamalar da olacak ve bunlar da mürekkep püskürtmeye ihtiyaç duyacaktır. Yaptığımız duyurudan da anlayacağınız üzere Xerox olarak net bir şekilde pazar değişikliklerine cevap vermeye çalışıyoruz. Büyük hacimli alanlarda mürekkep püskürtme rol almaya devam edecek fakat tekrarlıyorum, renk gün geçtikçe önem kazanıyor ve biz de, müşterilerimiz için fark getirecek cihazlar ve makineler geliştiriyoruz. Bunu yaparken yine müşterinin ihtiyaçlarına bakıyoruz, onları daha üretken yapmaya, müşterilerine daha yaratıcı, etkili ve daha kaliteli bir şekilde ulaşmalarına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Biliyorum bunlar daha genel yorumlar fakat sonuç olarak Xerox değerlerine değinmek istiyorum ki bu değerler yaptığımız işte bize yön veriyor. Müşterilerimizin çalışmalarını ve faaliyet şekillerini geliştirmelerine yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu, tarihimiz boyunca bizim ana hedefimiz olmuştur. Müşterilerimiz için hayatı daha kolay hale getirmek…

MATBAA&TEKNİK: Son bir karşılaştırma olarak konvansiyonel tabaka baskı ile dijitalin rekabeti açısından ne düşünüyorsunuz?

Gabriel Pantelimon: Yine genel bir cevap vereceğim. Bence bu teknolojiler bir şekilde birbirlerini tamamlayıcı durumdalar. Xerox’un görüşü ve aynı zamanda benim görüşüm bu şekilde. Her bir teknolojinin kendi pazarı ve kendi müşterisi var. Rakip teknolojiler olarak görmüyorum. Bence birbirlerini tamamlayan teknolojiler. Burası çok net. Değişikliklerden, müşteri davranış değişikliklerinden ve daha kısa sürede sonuç elde etmeleri gerektiğinden, kişiselleştirme, özelleştirme ihtiyacı duyduklarından bahsettik. Bu yüzden dijital burada önemli bir rol oynuyor. Ayrıca ofset baskı matbaalarının bunu zaten gördüğünü düşünüyorum. Bir zamanlar dijital teknolojiye karşı ufak bir direnç söz konusuydu çünkü düz baskının kalite avantajı, hacim avantajı gibi noktalar vardı. Fakat sonra dijital geldi ve yıllar içinde gelişti. Ayrıca kalitesi de arttı. Bu noktada her zaman kişiselleştirme ve özelleştirme fırsatı vardı. Bence artık ofset baskı matbaalarının da çoğu dijital teknolojiye geçiş yapmakta. Çünkü söylediğim gibi, müşteri ihtiyaçlarına cevap vermeleri gerekiyor.

Teknolojilerin iç içe geçmesi durumunu ofset baskı teknolojilerinde de görüyoruz. Bilgisayar temelli teknolojiler bile düz baskı teknolojileriyle iç içe geçiyor ve sektörde önemli bir firma olarak kalmak için her ikisini de kullanmak gerekiyor. Gelecekte ne kadarı düz baskı olacak söylemek zor çünkü dediğim gibi pazarda olanlara uyum sağlamamız için düz baskı teknolojisi de gelişim göstermekte. Yani her iki teknoloji de gelişecek ve bir yere sahip olacak. Bence gelecekte bu iki teknolojiyi ayırt etmek zor olacak.

MATBAA&TEKNİK: Türkiye basım endüstrisine yönelik mesajınız nedir?

Gabriel Pantelimon: Türkiye basım endüstrisine mesajım; Xerox bu pazara daha fazla odaklanacak, daha fazla kaynak ayıracak, pazarın ihtiyaçlarına daha hızlı cevap vermek adına değişikliklerin hızına ayak uyduracaktır. Ayrıca iş ortaklarına şunu söylüyorum Xerox’un değer önerilerini geliştirmeye devam edeceğinden emin olsunlar. Hem müşteriler hem de iş ortakları, iyileştirilmiş değer önerileriyle birlikte Xerox’un, bu pazarda daha da güçleneceğinden ve güçlü değer önerileriyle güçlü ve değerli bir marka olarak kalacağından emin olsunlar. Hem müşterilerimiz hem de iş ortaklarımız, Xerox ile uzun soluklu ortaklıklar kurmaya devam etme beklentisi içerisinde olsunlar.

 

#Matbaa #Baski #Xerox #XeroxTurkiye #GabrielPantelimon #DijitalBaski