Anasayfa » Ambalaj » LED UV, Düşük Migrasyon Hepsi Bir Arada: Durst Tau 330

LED UV, Düşük Migrasyon Hepsi Bir Arada: Durst Tau 330

525e8a07348fcAmbalaj endüstrisinin en önemli fuarlarından biri olan interpack, homojen yapısı ile dikkat çekiyor. Bu fuarda başına hangi kelimeyi eklerseniz o tür ambalaja yönelik bir çözüm ya da çözüm sunucu bulmak mümkün. Bir baskı teknolojisi dergisi olarak bizim dikkatimi özellikle çeken tabii ki baskı teknolojilerinde neler olduğu. Son dönemin parlayan yıldızı dijital ambalaj baskısında ticari tabaka baskıdan çok daha hızlı ilerliyor. Bunun sebebi de üretici şirketlerin zaten alt yapı ve bilgi olarak hazır olmaları olabilir.

UV inkjet mürekkep teknolojisini kullanarak etiket baskı imkanı veren dijital baskı makinesi üreticileri, interpack’te de ön planda oldular, bizim için. Bu şirketlerden biri Türkiye Temsilciliğini Imex Group’un yaptığı Durst şirketi idi. IMEX Group’tan Mert Gönenç ve Durst etiket ve ambalaj segmenti Müdürü Helmuth Munter ile interpack’de görüştük:

matbaa&teknik: Durst aslında Türkiye pazarında daha çok geniş format baskı çözümleriyle çok uzun zamandan beri olan ve çok iyi bilinen bir marka. Ambalaj ve etiket’in Durst için yeni bir alan olduğunu söylersek yanlış bir şey söylemiş olur muyuz?

Mert Gönenç: Yanlış bir şey söylemiş olmayız. Belirttiğiniz hususlar tamamıyla doğru. Farklı olarak ve ek olarak; Durst diğer ürünlerin üretimini yaparken aynı zamanda yeni bir hat olarak da etiket sektörüne giriş yaptı. UV inkjet teknolojisiyle dijitaldeki bilgi birikimini bu endüstri koluna da aktarmış oldu.

Helmuth Munter: Sektörde %10 ila %12 arasında dijitalleşme var. Bu da hâlâ çok yeni olduğunu gösteriyor. 1995’te HP’nin önderliğinde dijital zaten on yıllardır var. Yine de her yıl kurulum sayısı artış göstermeye devam ediyor. Her sene dünya çapında etiket sektöründe 150 ila 200 arasında kurulum yapılıyor. Bir de inkjet teknolojisi var. Inkjetin de gelişmesiyle Durst’un dışında da bu pazara yaklaşan firmalar oluyor. Dijitali sürükleyen şey kesinlikle işletim maliyetleri olacak. Ayrıca bir de mürekkep maliyetleri de belirleyici etken olacak. Mürekkep maliyetleri hâlâ yüksek görünüyor. Ama zaman içinde iş hacminin büyümesiyle maliyetlerin aşağılara indiğini ve sadece büyük müşterilerin değil küçük ve orta müşterilerin de daha fazla bu pazara girdiğini göreceğiz. Daha küçük etiket üreticilerinin ise henüz dijital yatırımı yapmaktan kaçındığını görüyoruz.

matbaa&teknik: Mert Bey, bu endüstri kolu derken kast ettiğiniz nedir? Dijital etiket baskısı bizim için yeni bir şey. Burada ortam çok karışık… Tüm fleksocular, konvansiyonel makine üreticileri, dijital üniteler ya da kombin makineler ekliyorlar. Durst da sadece etiket üretimiyle ilgili bir takım yatırımlar yapıyor. Bize dijital etiket baskı işini açıklayabilir misiniz?

mert_gonencMert Gönenç: Belirttiğiniz noktalar doğru ancak sizin de bildiğiniz gibi dijitalin içinde de birkaç farklı baskı tekniği var. Diğer markaların kullandığı toz, kuru boya ayrı bir yöntem, fotoelektrik ayrı bir yöntem, biz Durst’ta şu anda dijitalde en yaygın hale gelen UV inkjet sistemini kullanıyoruz. Bildiğiniz gibi dünyada bu baskı kafalarını üreten birkaç tane üretici var. Bahsettiğiniz kısımdaki farklılaşmayı sağlayan ise; bu kafalar alındıktan sonraki mühendislik ve yazılım. Baskıya farkın bire bir yansıması kısmı bu noktada ortaya çıkıyor. Durst da mühendislik ve yazılım konusunda kendini ispat etmiş bir firma. Buradaki ortakları çok önemli… Yazılım tamamen Esko… Bir diğer ana tedarik olan mürekkebin tedarikçisi ise Sun Chemical… Bunlarla Durst’un mühendisliğini birleştirince bu makine ortaya çıkıyor.

matbaa&teknik: Rakiplerinizle kıyasladığınızda pazardaki şansınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Helmuth Munter: Bence, Durst, Domino da dahil olmak üzere tüm üreticilerin belirli bir seviyede yüksek teknolojisi var. Hepsi iyi etiketler üretiyorlar. Farklılıklar giderek azalıyor. Tüm makineler teknoloji olarak birbirine çok yakın. Bu da her firmanın kendine özel niş pazarlar bulması gerektiğini ortaya koyuyor. Biz bu tarz özel üretimler yapmayı denedik. Düşük migrasyonu ortaya atan ilk biz olduk, bunu bizden başka yapan yok.

matbaa&teknik: Biraz sergilediğiniz bu makineden bahseder misiniz?

Mert Gönenç: Makinemiz TAU serisi olarak adlandırılıyor. 200 mm ve 330 mm olmak üzere iki ebatta mevcut. Beyaz artı 4 renk ya da beyaz, violet, oranj ve 4 renk olmak üzere üretilebiliyor. Şu anda standımızda sergilediğimiz makine, yeni ve inovatif bir makine, düşük migrasyonlu mürekkebe uygun olarak tasarlanmış, üzerinde LED UV’si olan, şu anda aluminyum malzeme üzerine baskısını sergilediğimiz 330 serisi makineyi gösteriyoruz.

matbaa&teknik: Anladığımız kadarıyla ikisi de dar en makineler ve ağırlıklı olarak etiket baskıya yönelik.

Mert Gönenç: Evet, ana segment olarak narrow web ve yapışkanlı etiket kısmına hitap ediyoruz. Zaten makinenin en çok talep gördüğü yer ve Türkiye için tanıtımını yaptığımız kısım da orası. UV inkjetin buradaki başarısını getiren bir takım avantajları var. Bir kere malzeme konusunda UV inkjetten kaynaklı çok zengin bir seçenek skalası var. Inkjete basabiliyorsunuz, baskı altı laka ihtiyaç duymuyorsunuz, ön hazırlık ihtiyacı duymuyorsunuz. UV inkjet mürekkep kendinden laklı olduğu için %90-95 oranında bastığınız etikete sonradan bir lak işlemi yapmanız gerekmiyor. Malzemenizi baskıdan önce kesilmiş olarak ya da baskıdan sonra inline olarak keserek üretebiliyorsunuz. Bunlar Durst makinenin sayılabilecek en önemli kısımları. Makine şu anda çoğu etiketçi için yeterli olabilecek bir hızda, 48 m/dakika ile 7 renkte baskı yapabiliyor.

Bahsetmemiz gereken ve diğerlerinden farklılaştıran en son yeniliği de HD dijital baskıyı aldı Durst. 6 pikolitre nokta büyüklüğüne kadar inip çok ince noktalarla çok yüksek çözünürlükte baskı sağlıyor. Bunla da konvansiyonel baskıların aynısı hatta zaman zaman işine göre daha üstünde etiket baskı kalitelerine ulaşmasını sağlıyor. Bir diğer en büyük özelliği, clear on clear  malzemelerde siligraf ya da siligrafın daha üstünde örtücü beyazlık sağlayabilme şansı. Bunlar Durst’un avantajları olarak sayılabilir.

matbaa&teknik: Etiketlerin birim maliyetleri açısından baktığınızda Durst hangi tiraja ya da uzunluğa kadar avantaj sağlıyor?

Mert Gönenç: Burada konvansiyonelden farklı olarak dijitalde farklı bir ölçü birimi var. Coverage… Mürekkeple 1m x 1m bir kâğıdın ne kadarını mürekkeple kapladığınızla alakalı. Inkjet bu kısımda da avantajlı… Çünkü sadece tramı koyacağınız noktaya mürekkebi püskürtüyorsunuz, bir anlamda mürekkebi ekonomik kullanıyorsunuz. Bu da bir anlamda rakiplerine göre rakamları yukarı çekiyor.

matbaa&teknik: Etiketin birincil ambalaj olabileceğini pek düşünemiyoruz. Bu açıdan düşük kullanmasının nasıl bir esprisi var?

Mert Gönenç: Standart makinemizde düşük migrasyon yok. Bu bir opsiyon… Aslında bu daha çok üretici firmanın kendine sunduğu bir opsiyon çünkü dijital çok hızlı gelişiyor. Dijitalin nereye gideceğini belirli bir noktadan sonra onlar da hayal edemiyorlar ama her türlü varyasyona ve müşterilerinin taleplerine uygun hareket ediyorlar. Benim görüşüm, ileriye dönük inkjet dijital baskı makinelerinin genişleme imkânının olabilmesi yönünde. Eğer böyle bir pazarı kendilerine uygun görüyorlarsa esnek ambalajda dijitalin başlama kısmının çıkış noktası olabileceğini düşünüyorum.

Helmuth Munter: Temel olarak üç ana alanımız var. Ancak öncelikle belirtmeliyim ki 2 çeşit mürekkebimiz var. Bir tanesi yiyecek uygulamaları için, bir tanesi de standart etiket uygulamaları içim. Aradaki esas fark da bu… Şu anda sırf etiket uygulamalarına yönelmiyoruz, ayrıca özellikle yiyecek uygulamalarımız da mevcut. Bu yiyecek uygulamaları film üzerine, kâğıt üzerine ve etiket üzerine de yapılabilir ayrıca alüminyum folyo üzerine yapmak da mümkün. Burada blister baskı örneklerimiz var mesela, bu noktada düşük migrasyonlu mürekkepler ön plana çıkıyor.

matbaa&teknik: Türkiye’de bu makineyi kimlere teklif ediyorsunuz? Nasıl bir pazar öngörüyorsunuz?

Mert Gönenç: Bizim Imex grup olarak hâlâ dijital projelerinde, dijital talebi olan firmalarda ilk göze aldığımız ve onlarla birlikte sorguladığımız şey; ellerinde gerçekten dijital makineye uygun projeleri ve işleri olup olmadığı.  Çünkü halen tamamen sadece piyasaya yatırım yapmak amacıyla, sadece piyasadaki etiketleri basmak amacıyla dijital makine almanın ilk yatırım maliyeti anlamında doğru olmayabileceğini düşünüyoruz. Diğer taraftan, görüşmeler yaptığımız firmaların birçoğu, hâlihazırda olmasa da potansiyellerin de dijitali doğurabilecekleri ve sadece dijitalle çok daha verimli basılabilecek birçok projeleri olduğunu bizimle paylaşıyorlar. Bu, dijital için çok teşvik edici bir durum. Bildiğiniz gibi ilk dijitalin doğuşunda da pazarlama enstrümanı olarak kullandıkları etiketlerin kişiselleştirilmesi ya da değişken datalı etiketlerin bir seferde baskı makinesinde basılması için dijital etiket makinesi bir olmazsa olmaz.

Helmuth Munter: Şunu belirtmeliyim ki, bu konuda bir standart oluşmuş durumda. Toner ya da inkjet ayrımı olmaksızın tüm makinelerin en az 30, 35 cm genişliği var. Bunun bir standart haline geldiğini düşünüyorum. Fikirlerde ve kullanımda ya da renk sayısında değişiklikler olsa da ideal baskı makinesi en az 33 cm genişliğinde olmalı ki standart bir A4’e baskı alabilsinler.

matbaa&teknik: Mürekkebe geri dönecek olursak; Sun Chemical ile yaptığınız ortaklığı bir kenara bırakırsak, herhangi başka bir mürekkep üreticisi sizin için mürekkep üretebilir mi?

Helmuth Munter: Bu çok zor, sadece Durst izin vermeyeceği için değil, her zaman üç taraf bu sürece dahil oluyor. Durst makine üreticisi, bunun haricinde bir de baskı kafası üreticisi var. Bu üretici de kendi ürettiği kafalarda kullanılan mürekkebe onay vermek durumunda. Eğer başka bir mürekkep tedarikçisi tüm onaylamadan geçerse o zaman belki birden fazla tedarikçiyle çalışma imkânı olabilir. Ancak günümüzde, inkjet püskürtücülerinin çok hassas olması dolayısıyla, bu çok kritik bir konu olduğundan yüzde yüz kontrol bizde olmadığından bunu kabul edemiyoruz, esas sorun bu aslında. Mürekkep performansı %99 değil %100 iyi olmak zorunda, bu nedenle korkarım ki bu bizim izin verebileceğimiz bir şey değil.

matbaa&teknik: Türkiye’de dijital etiket baskısı yapılıyor ve hakkında da çok konuşuluyor. Avrupa’da durum nasıl?

Helmuth Munter: Neredeyse aynı… Ancak insanlar çok dikkatli analiz etmeliler. Bir şeyin iyi ve kötü yanlarını bilmeden tanıtımını yapmak doğru değil çünkü dijital henüz yeni, birçok imkân sunuyor ama her şeyin çözümü değil. Türkiye’de ve Avrupa’nın geri kalan kısmında da durum bu… Biz belirli bir eğitim vermeye çalıştık. İnsanlara faydasını anlatırken dezavantajlarını da gösterdik. Belirli bir miktardan sonra dijitalden çok daha ekonomik çözümler sunan konvansiyonel teknolojiler var. Genel geçer gerçek bu… Ancak bunu söylemişken, Avrupa’daki toplam dijital ekipman sayısı artıyor. İstikrarlı bir şekilde büyüyor. Her yıl dijitale yatırım yapan insan sayısı artıyor. Çok önceleri piyasaya dijitalle girmiş olanlar da süreçte dijitali anladılar ve öğrendiler, günümüzde ise ikinci ya da üçüncü makine yatırımlarını gerçekleştirdiler ve kapasitelerini artırdılar bile. Bu çok heyecan verici, gelişiyor, büyüyor ama hâlâ kat edecek yolu var. Pazarda da bir patlama yok. Toparlamak gerekirse, Avrupa pazarının belirli nedenlerle günümüzde Kuzey Amerika pazarından daha iyi olduğunu görüyorum ayrıca ekonomik nedenlerden ötürü Kuzey Avrupa pazarının da Güney Avrupa pazarından daha iyi durumda olduğunu söyleyebilirim.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*