Anasayfa » Aktüel » Renk Yönetimi ve Standardizasyonu Zorunluluk Gören Matbaa: Elma Basım

Renk Yönetimi ve Standardizasyonu Zorunluluk Gören Matbaa: Elma Basım

Renk yönetimi ve kontrolünde dünyadaki standartları referans alan Elma Basım, müşterilerine renkte kusursuz sonuçlar sunuyor.

Renk ve baskı yönetimi konusunda bilinçli yatırımlara imza atan Elma Basım’ın müşterileri bu anlamda memnun edebilmesinin altında ciddi bir bilgi ve tecrübe yatıyor. Bu konuya hassas yaklaşan Elma Basım, kaliteyi sağlayabilmek adına dünyada geçerli olan standartları baz alarak üretim gerçekleştiriyor. Renk yönetiminde ve makine yatırımlarında nelere dikkat ettiklerini ve baskıda renk yönetiminin önemini Elma Basım Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Karagöz ile konuştuk.

Elma Basım’daki geçmişiniz ve renk yönetimindeki bilginizi referans alarak, baskıda renk ve yönetimine ilişkin neler söyleyebilirsiniz? Baskıda renk yönetimi ne kadar önemlidir?

Hatırlayanlar bilir, 1986’da Elma Bilgisayar adında bir IT şirketimiz vardı. Çalışmaya başladığımız Apple’ın masaüstü bilgisayar dalgacılığının o dönemde yükseliyor olması ve bizim de o dalganın sırtına binme imkânı yakalamamız sayesinde, Türkiye’deki önemli medya kuruluşlarının hepsini müşterimiz haline getirdik. IT dönüştürücü bir teknoloji olarak işin içerisine dahil olunca oradaki problemler ile yüzleşmeye başlıyorsunuz. O yüzleşmeler başta karşınıza meydan okumalar olarak çıkıyor. O meydan okumaları aşabilmek içinse öncelikle sahayı ve konuyu anlamanız lazım. Problemin doğasını ve özünü anlayabilmek gerekir. Zaman içerisinde bunları öğrenmeye başlıyorsunuz. Renk ayrımı ilk yapıldığında Quark Xpress’ın 1988-89 yıllarında temsilcisi olmuştuk. Bu bir süreçti. Zamanla tuğlanın üzerine tuğla koydukça daha büyük problemlerle mücadele etmeye başlıyorsunuz. Bu noktada da zamanla bir sürü soruna çözüm üretebilir hale geliyorsunuz. Bununla birlikte endüstride bir takım standartların olmasına yönelik ihtiyaçlar ortaya çıkıyor. Ticaretin uluslararası olmasını göz önüne getirirseniz, şirketler bir sürü yerde üretim yaptırıyorlar. Burada üretilen ile bir başka yer üretilenin aynı görünmesini, renklerin aynı olmasını bekleniyor. Yerel ile ithal olanın aynı olmasının istenmesi de aslında standart arayışını beraberinde getiriyor. Bu bağlamda ISO standartları şekilleniyor. Bu standartlar doğrultusunda uyumlu bir çalışma yürütmeniz gerektiğini anlıyorsunuz. Zaman içerisinde yüzünüzü ihracata döndürüyorsunuz. İhracat, firmaları en iyi terbiye eden faaliyettir. Değişik ülkelerden değişik müşterin beklentilerini karşılamak üzerine bir iş yapmaya çalışıyorsunuz. Bunun tek yolu da beklentileri standartlar üzerinden karşılamaktır. Bunu sağlayabildiğiniz takdirde müşteri sizinle çalışıyor. Doğal olarak bunu işinizin bir parçası haline getiriyorsunuz. Önce 1000 kitap gibi daha küçük adetlerle test ediliyorsunuz, sonrasında daha büyük işlerin yolu açılıyor. Belli standartlarda üretim, işinizin bir parçası haline gelmelidir. Dünyaya ticaret yapmak istiyorsanız, bu standartları yapmanız şarttır. Ölçünüz ve değerlendirmeniz ile standartlara uygun olarak üretim yapmanız gerekir. İşin özü, renk yönetimi oldukça önemlidir.

“Burada kastettiğiniz, sadece ihracat yapıyorsanız renk yönetimine önem verin ve standartlara uyun” şeklinde bir algı mıdır?

Türkiye’de üretim yaptıran çok uluslu şirketlerde oluşmaya başladı. Bu şirketler İngiltere’de ya da Almanya’da ne basılıyorsa, aynısını bastırabilmek istiyor. Sizin bu talebe karşılık verebilmeniz için dünyada geçerli olan standartlarda üretim yapıyor olmanız gerekir. Bu biraz da alıcının bilinçlenmesi ile ilgili bir olgudur. Endüstriyel şirket ya da gruplarla çalışıyorsanız, onlardan da aynı taleplerle karşılaşıyorsunuz. Zaman ve mekân fark etmeksizin üretimin aynı olması bekleniyor. Renk yönetimi, iki kollu terazinin her kolunda iki kollu terazinin olduğu örneğe benziyor. Bu terazilerden birine dokunduğunuzda renkler aşağıya ve yukarıya doğru oynuyor. Bunu dengeye getirebilmenin tek yolu ise standartları referans almaktır. Ölçüm yapılan alet yerine gözü referans aldığınızda, işin içerisinde çıkılamaz. Elemanların göz hassasiyetlerini test etmek üzere yazılımlar bulduk. Ekrana bir takım renkler çıkıyordu ve çalışanların hepsi renkleri aynı şekilde görmüyordu. Biri sarı fazla derken, diğeri kırmızının fazla olduğunu iddia edebiliyordu. Gözde pigmentleri algılayan konik cisimciklerin herkes de hassasiyeti birbirinden farklıdır. Bu nedenle gözü referans olarak alamadığınız için, ışığın dalga boyu yani spektrofotometreler üzerinden renk ölçmeye başlıyorsunuz. Burada standartlar tek çıkış noktasıdır.

Renk yönetimi denildiğinde baskı öncesi ile alakalı bir şeymiş gibi görünüyor ama sizin yönettiğiniz rengi baskıda da takip ediyor olmanız lazım. Bununla ilgili değerlendirmeniz nedir? Siz nasıl hareket ediyorsunuz?

Doğadaki her şey değişkenlik içerisindedir. Bu değerlerin zaman zaman ölçülebildiği aralıklar yakalarsınız. Baskıda da bu böyledir. Bir mürekkep üreticisi de belli standartlara uyuyordur ama birazcık içerisindeki kimyasallarla oynadığını ya da fırının sıcaklığını arttırdığını, az veya çok karıştırdığını varsayarsanız boyada gözle çok zor fark edilebilir ama önemli değişiklikler olacaktır. Aynı şekilde hazne sularında da değişiklikler olabilir. Kâğıt üreticileri maliyetleri düşürmek için kuşe kağıt üzerindeki kaplamaların içindeki kimyasal yapısıyla oynayabiliyor. Bu da renk algısını değiştirir. Dolayısıyla kâğıdı, mürekkebi, kalıbı ve hazne suyunu hepsini kontrol altında tutmanız lazım. Bunlardan biri değiştiği zaman standarda göre bunun neye karşılık geldiğini ve nasıl düzelteceğinizi bilmeniz gerekir.

Renk ve baskıda geçmişinizin çok daha eski olduğunu ve bilgisayarla kontrolün çok olmadığı dönemlere dayandığını düşünerek, bir yazılım tarafından kontrol ve takip edilen bir sistem mi yoksa bir ustanın gözüyle takip edilen bir yönetim mi daha kolaydır?

Göz değişken bir şey olduğu için, her göz bir objeye baktığı zaman aslında aynı rengi görmüyor. Ölçünün ve cihazın olmadığı bir dönemde usta gözü bir referanstı. Ama günümüzde buna gerek yok. Artık ustanın gözünü baz alarak bir ölçüm yapmak hem işi yavaşlatır hem de kaliteyi tutturamamanızı sağlar. Usta değiştiğinde gündüz ya da akşam vardiyasında farklı bir baskı mı yapacaksınız? Bu nedenle ölçüm cihazı önemlidir.

Renk önemine verdiğiniz değer ve önemi burada gerçekleştirebilmek için ne tür yatırımlar yaptınız? Ya da neler yapılmalıdır?

Hassasiyeti yüksek, renk başına en az 10 bit destekleyebilen ve kalibrasyon özelliği gelişmiş monitörler gerekiyor. İkinci olarak ise iyi bir ışık kabinine ihtiyaç var. Gün ışığı veren ve basılı objeleri içine koyabileceğiniz ve monitörle kıyaslama yaparken gözü referans olarak kullanabileceğiniz bir ışık kabinine ihtiyaç duyulur. Üretimin içerisinde spektrofotometre olmazsa olmazdır. Kalıplarınızı ölçmek için kalıp densitometresine ihtiyacınız var. Kimyasalları ölçmeniz için elektriksel PH ölçmesigereklidir. Yeni jenerasyon makinalarda entegre büyük ebat tarayıcılar var. Bunlar sayfayı komple tarıyor. Heidelberg makinalarımız için inPress control kontrol aldık. Komori Makinamız kendi tam sayfa tarayıcısı ile birlikte geldi. Cihazların kendi tam sayfa tarayıcılarını kullanmaktayız. Aslında bazen soft proof amacıyla renk ayrımında kalibratörlü monitör tercih etmeniz gerekiyor. Kullandığımız FOGRA 39 şimdi 51 olarak günvellendi. Dolayısıyla FOGRA belgemizi tekrar alacağız. Bu standartlara uygun olarak prova baskı yapabilen bir yazıcıya ve ona uygun olarak destekleyen bir RIP’e ihtiyacınız olacaktır.

Buradan yola çıkarak, bir ofset baskı makinasına sahipseniz, matbaacı oldunuz gibi bir durumun söz konusu olmadığını söyleyebilir miyiz?

Ne için aldığınıza ve kime sattığınıza göre değişir. Bu işin ciddi bir kurumsal öğrenme süreci var. Masraf yapmanız gerekir.

Baskı esnasında ve baskı sonrasında bütün bu renk ölçümlerini yaptınız. Her şeyin yolunda gidip, gitmediğini denetlediğiniz bir sistem ya da yatırımınız var mı? (Bu makine içerisinde de gelmiş olabilir.)

Bunun için tam sayfa tarayıcılarımız var. 500 sayfayı çekip, taratıyorsunuz. Baskı sırasında mürekkep ayarlarında kaymalar varsa, otomatik olarak düzeltiyor. Bu özellik hem Komori’de hem de Heidelberg’de var. Tabii ambalaj sektöründe neredeyse çıkan her şeyi kamera ile çeken makineler de mevcut. Onların maliyetleri ticari ofset makineler için yüksektir.

Yenilemeyi planladığınız FOGRA’ya dair neler söylemek istersiniz?

FOGRA 39 kullanıyorduk. Şimdi FOGRA 51 olarak yeniliyoruz. Bu sertifikasyon testlerine girmemiz standartlara uygun üretim yaptığımızın göstergesidir.

Her müşteri için FOGRA sertifikasyonu yeterli oluyor mu? Yoksa farklı sertifikasyonlar var mı?

Farklı sertifikasyonlar da var. İş gücünüzün niteliğine yönelik, örneğin çocuk işçi çalıştırıp çalıştırmadığınızı denetleyen firmalar var. Bir denetim geçiriyorsunuz, iş güvenliğine yönelik tedbirlerinizin olup, olmadığı kontrol ediliyor. FSC sertifikası aldık, şimdi onu da yeniliyoruz. Tarım Bakanlığı Gıda Kontrol Müdürlüğü’ne gıda ambalajı basma konusunda kayıt olduk. ISO 9001 sertifikamız var. Ayrıca 2008’i 2015’e güncelleyeceğiz. Entegre matbaa yönetim yazılımı aldık. Stok, üretim hatta sevkiyata kadar üretimin bütün süreçlerini entegre eden bir yazılım yaptık. Yazılımın tamamen oturması 6 ay ila 1 yılı bulacaktır. ISO Standardının düzgün işleyebilmesi adına bu önemli bir adımdır.

Personellerin eğitimi ile ilgili ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?

FOGRA danışmanımız Göksel Şen, dönemsel olarak ihtiyaç duyan personellere eğitim vermektedir. Mesleki eğitimlerini bu şekilde geliştirmeye çalışıyoruz. Bazen mürekkep ve malzeme üreticileri bazen de makine üreticilerinden eğitim ve bilgilendirme konusunda destek almaktayız. Bünyemizde toplamda 85 çalışan var. Çalışanların üçte biri mavi yakayken, üçte ikisi ise beyaz yakalıdır.

Güvenilirlik ya da müşteri tercihleri açısından, soft proof ile baskı provasının karşılaştırmasını yapabilir misiniz?

Soft proof’ta yi bir monitör kullandığınızda mükemmel sonuçlar elde edebiliyorsunuz. Ancam müşterinin de aynı standarda uygun olan ve aynı özelliklere sahip bir monitör kullanıyor olması gerekir. Monitörün kalibrasyonlarını eşleştirmiş olmanız lazım ki, gönderdiğinizde renkler aynı şekilde görünebilsin. Eğer müşteri ne yaptığını ve nasıl bakması gerektiğini biliyorsa, sizden ne isteyeceğini de biliyor. İşi gönderdiğimiz müşteriye ya da ajansa, bunu baz almadan işin nokta değerlerine bakılmasını ya da imkanları varsa kalibratörlü bir monitörden işe bakılması gerektiğini belirtiyoruz. Mali gücü yetenler kalibratörlü bir monitör alıyor, mali gücü yetmeyenler basılı prova talep ediyor.

UV Baskı yatırımı yapan az sayıdaki matbaadan birisiniz. UV ofset yatırımcılarının mesainin önemli bir kısmını UV baskının maliyetlerini satacak fiyatlar oluşmadığı için makinelerini konvansiyonel modda kullandıklarını duyuyoruz. Peki siz, UV baskıdan yeterince yararlanabiliyor musunuz?

Bu size gelen işe bağlı olarak değişir. UV baskılı işler de gelebiliyor. Bir dönem UV fazla olurken, diğer bir dönem konvansiyonel baskı fazla olabilir. UV için mürekkebin ayar setleri farklıdır. Hangi mürekkebe hangi trampı kullanıyorsanız onun üzerinden işlem gerçekleştiriyorsunuz. Bu sebeple hangi mürekkebi kullanarak baskı yapacağınızı aslında iş belirler.

———————————————-

FOGRA uzman ve denetçisi Elma Basım’ın da FOGRA Danışmanı olan Odak Bilgi Sistemlerinde Göksel Şen, Elma Basım’ın renk yönetimindeki profesyonel yaklaşımını şöyle anlattı:

“Makineleri satın alırken, renk yönetimin adımlarında ve iş akışında tüm kompanetleri tercih ederken bunların hepsi bir opsiyondur. Bir makine satın alırken, üzerinde imaj kontrol vardır ya da yoktur. Bu çok yüksek bir meblağdır. Alınan bu makineler, bu şekilde yatırım yapılmıştır. Bunların hepsi opsiyonların gerekliliklerinin görüldüğü ve olması gereken mas olarak düşünüldüğü bir işletmedeyiz. Renk yönetimi bunların hepsinin bir arada olmasıyla çalışır. Bunlardan biri eksik olsa zincir kopuyor ve bir yerlerde aksaklıklar olmaya başlıyor. Elma Basım bu açıdan bunların hepsini kapsamlı olarak düşünerek yatırımlarını gerçekleştiriyor. Bu nedenle,  müşterilerde hiçbir sürpriz ile karşılaşmıyor. İstedikleri sonuçları alarak mutlu oluyorlar. Bu aslında karşılıklı olarak ön görebilme olayıdır. Üretilmeden ürünün kalitesini ön görebilmeyi kapsar. Üretebiliyorsa, ölçülebiliyorsa ve kontrol altında tutulabiliyorsa o zaman bu standartları ve kaliteyi sürekli olarak tekrarlayabileceğimiz bir kalite sunabildiğimiz anlamına gelir. Matbaacılık bu sınıfa giren mühendislik branşlarından bir tanesidir.

 

#ElmaBasim #MehmetKaragoz #RenkYonetimi #FOGRA #PSO #Matbaa #BirmatbaaTeknikVar #KolayAboneOl #GökselSen