Anasayfa » Aktüel » Türkiye’nin ve Matbaacısının Kâğıtla İmtihanı

Türkiye’nin ve Matbaacısının Kâğıtla İmtihanı

 

MEHMET AKİF TATLISU 

Kâğıt matbaanın ana hammaddesi olmaya devam etmekte. Baskı makineleri ve sarf malzemeleri dahil bütün teknolojiler baskı altı malzemesi olarak kullandığımız kâğıt ve türevlerine göre hareket etmektedir. Çünkü matbaacılıkta ana amaç görüntünün bir baskı altı malzemesi üzerine aktarılmasıdır ki bu da bizim için büyük oranda kâğıttır. Elbette başka baskı altı malzemelerimizde var. Filmik malzemeler, tekstil malzemeleri ve hatta gelişen inkjet teknolojisi ile hemen her tür malzeme, baskı altı malzemesi olabilmekte. Ancak matbaa için birincil konu kâğıt.

Kâğıt üretimi oldukça zahmetli ve ardında epeyce geniş bir teknoloji barındıran bir sanayi dalı. Özetle kâğıt deyip geçemiyoruz. Bunu kâğıtla mücadele eden matbaacı çok daha iyi bilir. Pek çok farklı ülkedeki çok sayıda fabrikanın ürettiği kâğıtlar, baskıyı kolaylaştırdığı gibi içinden çıkılmaz hale de getirebilmektedir.

Bu ay kâğıt endüstrisini ele almaya karar verdiğimizde her zamanki metodoloji ile kâğıt ithalatçılarına yöneldik. Yani kâğıdı en iyi bilen kişilere. Ancak devam eden sayfalarda görülebileceği gibi röportaj veren çok değerli sektör mensuplarına teknik değil de ticari sorular sorduk. Çünkü kâğıt çok teknik bir konu olmasına rağmen maalesef ülkemizde ticari bir metadır. Kâğıtçı olmak demek tüccar olmak demektir. Çünkü kâğıt sektörü ağırlıklı olarak ithalata dayanmaktadır ve fabrikaların büyük teknolojik yatırımlarla ürettiği kâğıdı işte spottaki sebepten dolayı biz madensel bir meta olarak görüyoruz. Demir çelik, alüminyum veya bakır vb. gibi.

Niçin daha ziyade ithal ediyoruz?

2016 yılında İZTO tarafından yayınlanan Kâğıt Sektörü Raporunda bakın bu ithalat durumu nasıl izah ediliyor:

“Kâğıt üretimindeki maliyetlerin yüksek oluşu ve bazı kâğıt türlerinde yeterli kaliteye ulaşılamaması nedeniyle yurtiçi tüketimin neredeyse yarısı ithalat ile karşılanmaktadır. Bu nedenle sektörde her zaman dış ticaret açığı görülmektedir.

Selüloz üretimi için gerekli olan odun ve kimyasal madde fiyatlarının yurt dışına kıyasla yüksek olması,

Yurt içinde faaliyet gösteren firmaların hammadde ihtiyacını karşılamak amacıyla endüstriyel orman yetiştiriciliği konusunda yetersiz kalması,

Toplam maliyetlerin yaklaşık %25’ini oluşturan elektrik fiyatlarının Türkiye’de yüksek olması nedeniyle ülkemizdeki kâğıt sektörü, gelişim potansiyeline sahip olmasına rağmen, dünyada kâğıt sanayinde söz sahibi olan ülkelerin üretim kapasitesine henüz erişememiştir.”

Kâğıdın toplam maliyetteki tiraji komik konumu

Kâğıdı ana hammadde olması sebebiyle ve tabii vazgeçilmez olarak gördüğümüzden dolayı endüstrinin içinde bulunduğu ekonomik durum ne olursa olsun kâğıt tüccarlarına yansımamaktadır. Çünkü matbaacının ilk ödemesi gereken bedel kâğıt bedelidir. Bu sebeple boş kâğıtları mamüle çevirmekte kullandığımız tüm teknolojiler ve özellikle sarf malzemeler ile ilgili üretici ve tedarikçilerimize bu konuda haksızlık yapıldığını düşündüğümü de burada yazmak isterim. Çocukluğumdan beri dinlediğim ve gerçek olduğuna da iş hayatım boyunca şahit olduğum efsaneye göre bir zamanlar matbaacılar kâğıt x 3 bazen de x4 metodu ile fiyat vermekteydiler. Bugün ise neredeyse kâğıt fiyatına mamül fiyatı vermekteler efsanesi ile derdimiz var. ‘Genelleme yaparak yazdığımı ve endüstrimizi gerçekten endüstri haline getiren ve o noktada tutan günümüz matbaalarını da tenzih ettiğimi belirterek yazıyorum.’

Ancak durum ne olursa olsun kâğıt nihai mamülün matbaacı tarafından satış fiyatını belirleyen en önemli unsur olmuş, olmayı da sürdürmekte. Bu da niçin kâğıtçının tüccar ve niçin kâğıdın ana hammadde olduğunu açıklayan bir başka tanımlama değil mi?

Rakamlarımız maalesef yeni rakamlar değil

Konu kâğıt olunca bizim konuşmayı çok sevdiğimiz ve içinde bulunulan durumu en iyi özetleyen rakamlara ulaşmak maalesef pek mümkün değil. Aslında kâğıt ile ilgili istatistikler genel olarak basım endüstrimize baktığımızda temini en kolay rakamlar olarak görülmektedir. Çünkü kâğıt ithalat rakamlarımız çok bellidir. Türkiye’deki kâğıt imalat rakamları da bellidir. Ancak ulaşabildiğimiz en yakın kâğıt tüketim, üretim ve ithalat rakamları en az üç yıl öncesine aittir. (elinde bu konuya ilişkin taze veriler bulunan STK’lar olduğuna eminim. Elbette çaba ile elde edilen bu verileri bila ücret dağıtmayı ya da paylaşmayı düşünmezsiniz ancak en azından özet verileri basın ile paylaşırsınız diye umarak bu paragrafı yazıyorum.) Ölçemediğimiz için de gizemli bir konu gibi değerini korumaktadır, kâğıt endüstrisi.

Kâğıdı geri kazanamama sendromu

Gelelim ülkemizdeki kâğıt tüketimine. Hep kâğıt tüketiminin gelişmişlik seviyesini gösterdiği söylenir ve ülkemiz de az gelişmiş damgasını bu taraftan yer umumiyetle. ‘Tabii Dünyanın en büyük 20 ekonomisi içinde olmamıza rağmen ülkemizin aslında gelişmemiş ya da gelişmekte olduğunu söyleyebilecek eziklik ruh haline sahip olanlar için.’

Şahsi kanaatim odur ki Türkiye kâğıt tüketen ancak tükettiği kâğıdı geri kazanamayan bir ülkedir. Çünkü kâğıt, 4 – 6 kez geri döndürülebilmektedir, ancak biz kâğıdımızı geri kazanmakta son yıllarda özellikle büyükşehirlerde yapılan tüm çalışmalara rağmen çöpümüzü henüz ilk noktada ayrıştıramadığımız için kâğıdın en çok tüketildiği alan olan evlerimizdeki ve ofislerimizdeki atık kâğıtları geri kazanamıyoruz. Bu sebeple sadece atık kâğıtla üretilebilen kâğıt türevleri için de atık kâğıt ithalatı bile yapmak zorunda kalabiliyoruz.

Konu dağılıyor. Öyleyse geri dönelim.

Türkiye’de kâğıt üretimi

Yukarıda da zikredildiği gibi ilerleyen sayfalarda okuyacağınız yorumlar ithalatçı ve tüccarlarımızdan bazılarına ait. Oysa Türkiye aynı zamanda kâğıt üreten bir ülke. Karton, oluklu, test liner gibi ürünleri bu sayıya mahsus bir kenara bırakırsak ve sadece grafik kâğıtlarına odaklanırsak iki büyük fabrikamız olduğunu, söyleyeceğiz. Bunların ikisi de İzmir merkezli fabrikalardır. Şimdi bu iki fabrikanın web sitelerinden aldığımız bir iki rakama bakalım ve kâğıt üretimimize dair bir fikir edinmeye çalışalım.

 

MOPAK Kâğıt-Karton Sanayi ve Ticaret AŞ

%100 Türk sermayeli bir şirket olan Mopak, 36 ülkeye ihracat yapıyor. 100 bin tonun üzerinde kâğıt işleme hacmi bulunduğu belirtilen şirketin üretim kapasiteleri şu şekilde veriliyor:

140 bin ton oluklu mukavva kâğıdı, 140 bin ton kuşeli karton, 40 bin ton kuşeli kâğıt, 40 bin ton sıvamasız 1. hamur kâğıt üretim kapasitesi yanında, 7 bin 500 ton selüloz ve 25 bin ton sigara ve filtre uç kâğıdı üretimi. Mopak, üç fabrikada üretim yapıyor:

MOPAK Kemalpaşa Kâğıt-Karton Entegre Tesisleri

35 bin m2 kapalı ve 70 bin m2 açık arazi üzerine kurulu,  kâğıt üretim – işleme entegre tesisi olan Kemalpaşa Tesisleri’mizde 1. hamur baskı kâğıdı, tüm ofis kâğıtları, bilgisayar sürekli formları, otokopi kâğıtları ve okul defterleri üretiliyor.

  • Yılda 40 bin ton sıvamasız 1. hamur kâğıt üretim kapasitesi
  • Yılda 100 bin tonun üstünde kâğıt işleme kapasitesi (fotokopi kâğıdı, okul defteri, bilgisayar süreli formu vb. ürünler)

MOPAK Taşköprü Kendir Selülozu – Sigara Kâğıdı Tesisleri

800 bin m2 açık alan ve 50 bin m2 kapalı alan üzerine kurulu selüloz ve sigara kâğıdı entegre tesisleri olarak hizmet veren Kastamonu Tesisleri’nde 25 gramdan 70 grama kadar olan sigara, filtre ve uç kâğıtları ile ince gramajlı baskı kâğıtları üretiliyor.

  • Yılda 7 bin 500 ton selüloz üretimi
  • Yılda 25 bin ton sigara ve filter uç kâğıdı üretimi

MOPAK Dalaman Selüloz-Kâğıt-Karton Entegre Tesisleri

1 milyon 350 bin m2 açık alan ve 330 bin m2 kapalı alan üzerine kurulu olan, selüloz, kâğıt ve karton entegre tesisleri olarak hizmet veren Dalaman Tesisleri’nde geri dönüşümlü kâğıt üretimi, arıtma birimleri, fluting, testliner, imitasyon kraft, kuşeli imitasyon bristol, kuşe krome karton, mihver karton, dosyalık, kaplık ve gri karton gibi çeşitli kâğıt ve karton tipleri üretiliyor.

  • Yılda 140 bin ton oluklu mukavva kâğıdı üretim kapasitesi
  • Yılda 40 bin ton kuşeli kâğıt üretim kapasitesi
  • Yılda 140 bin kuşeli karton üretim kapasitesi
  • Atık kâğıt üretim üniteleri: Deinking ve OCC hatları

Mopak’ın her 3 fabrikasında da bulunan atık su geri kazanım ve arıtma tesisleri bulunuyor. Fabrikalar enerji ve buharlarını fabrikalar bünyesinde bulunan enerji santralleri vasıtası ile üretiyor.

 

Alkim Kâğıt San. ve Tic. A.Ş.

Alkim, 1948 yılında Alkali Madencilik adı altında İstanbul’da kurulmuş. Çok uzun yıllar SEKA’ya sodyum sülfat satışı ile kâğıt sanayiine hizmet veren Alkim, artan kâğıt açığını da göz önüne alarak 1996 yılında İzmir, Kemalpaşa‘da yazı tabı ve kuşe kâğıt tesisini kurmaya başlamıştı. (Heyecanla verdiğimiz ilk haberdi kuruluş yılımızda) Tesis 1997 yılında 55 bin ton/yıl kapasite ile üretime başlamıştı. Şirketin web sitesinde şu bilgilere yer veriliyor:

“Alkim Kâğıt Tesislerinde üretimin her aşamasında ileri teknoloji kullanılmaktadır. Yeni jenerasyon DCS ve QCS sistemleri prosesin her aşamasında kullanılmaktadır. 2000 yılından başlayarak Alkim Kâğıt kalitesinde çok önemli gelişmeler olmuş ve ofset, fotokopi kâğıtlarında en üst düzey kalite standartlarına ulaşmıştır.

Üretimlerimizin %85-%90 yurt içi, %10-15 yurtdışına satılmaktadır. Alkim Kâğıt 32 ülkeye ihracat yapmakta, Avrupa ülkeleri bunlar arasında önemli yer tutmaktadır. Ofset kâğıtlarımız yurt içinde ve yurt dışında kalite arayan birçok firma tarafından tercih edilmektedir. Yurt dışında özellikle ofset ve fotokopi kâğıtlarımız talep görmektedir. Avrupa’nın yanı sıra, Balkan ülkeleri ve Afrika gelişen pazarlarımızdır.”

Alkim Kâğıt üç tip kâğıt üretimine odaklanmış bir şirket. Ürettiği kâğıt tipleri, I.Hamur ofset kâğıtları, bristol ve copy kalite ofset kâğıtları.

“I.Hamur Ofset Baskı Kâğıtları; 60 gr/m2 ile 160 gr/m2 arasında değişen gramajlarda ofset kâğıtları, müşteri talebi doğrultusunda 180 gr/m2, 200 gr/m2 ve 220 gr/m2 gramajlarında bristol kâğıtları olarak üretiliyor. Üretilen kâğıt, müşteri isteği doğrultusunda bobin veya ebat kâğıt olarak ambalajlanıyor. Ebat olarak ambalajlanan kâğıtlar, 57×82 cm, 64×90 cm, 68×100 ve 70×100 cm’lik standart ebatların yanında, müşterinin istediği ebatlarda da paketlenebiliyor.

Copy kalite ofset kâğıtları, fotokopi kâğıdı kalitesinde üretilen ofset kâğıtlar. 60 gr/m2 ile 160 gr/m2 arasında değişen gramajlarda üretilen kâğıt, müşteri isteği doğrultusunda bobin veya ebat kâğıt olarak ambalajlanıyor.”

“Alkim Kâğıt ISO 9001–2008 Kalite Yönetim Sistemi, TS EN ISO 14001:2005 Çevre Yönetim Sistemi, TS 18001:2008 İş Sağlığı ve İş Güvenliği Yönetim Sistemi ve ISO 50001:2011 Enerji Yönetim Sistemi belgelerine sahip. Ayrıca 1.hamur yazı tabı üretiminde Türkiye’de  FSC belgesine  sahip ilk kuruluştur.

Alkim Kâğıt  2,5 milyon USD yatırım ile kimyasal ve biyolojik arıtma tesislerini kâğıt tesisinden önce tamamlamış ve devreye alınmış. 2011 yılından itibaren  yasal gereklilikler  nedeniyle  atık suyu Kemalpaşa organize sanayi arıtma tesisine  verilmekle  birlikte  kendi atık su arıtma  tesisinde her an devreye  alınabilecek şekilde  faal  tutulmakta.

Kâğıt üretimi tamamı ile gıda sertifikalı olan Alkim, bu doğrultuda kullanılması uygun olmayan tüm kimyasalları portföyünden çıkarmış. Web sitesinden aldığımız bilgilerin son noktasını ise şu cümle ile koyalım: “Alkim Kâğıt Türkiye’de arıtma suyunu geri kazanan tek kâğıt tesisidir ve 2010 yılında EBSO tarafından düzenlenen çevre yarışmasında teşvik ödülüne layık görülmüştür.”

2018 için global üretim tahmini

Bu yorum yazısına kaynak yaptığımız ve bulabildiğimiz en yakın tarihli raporda bakın bu yıl için öngörülen tahmin ile yazımızı noktalayalım: “Sektör geneli değerlendirildiğinde üretimin önümüzdeki yıllarda artması beklenmektedir. 2018 yılında dünyada kâğıt ve kâğıt ürünleri üretiminin 279 milyon tona ulaşacağı öngörülmektedir.”

 

#Kagit #TurkiyeKagitEndustrisi #Mopak #Alkim #kuse #hamurKagitlar #matbaa #matbaaTeknik #BirMatbaaTeknikVar #KolayAboneOl #Selüloz